e-bülten üyeliği


Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız. 
 
Anasayfa    Bize Ulaşın    Site Haritası      İmam İskender Ali Mihr

MÂİDE Suresi

Ayet - 16                            Cüz - 1

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)
 

يَهْدِي بِهِ اللّهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلاَمِ وَيُخْرِجُهُم مِّنِ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِهِ وَيَهْدِيهِمْ إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Yehdî bihillâhu menittebea rıdvânehu subules selâmi ve yuhricuhum minez zulumâti ilân nûri bi iznihî ve yehdîhim ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).

Allah (c.c.), rızasına tâbî olan kişiyi onunla (Resûlü ile) teslim yollarına hidayet eder. Kendi izniyle onları karanlıktan aydınlığa (zulmetten nura) çıkarıp Sırât-ı Mustakîm'e hidayet eder (ulaştırır).


1.yehdî bihi Allâhu: Allâh onunla (Resûlü ile) hidayet eder (ulaştırır)
2.men(i) ittebea: tâbî olan kişi, kim tâbî olursa
3.rıdvâne-hu: onun rızasına
4.subule: yollar
5.es selâmi: selamet, teslim
6.ve yuhricu-hum: ve onları çıkartır
7.min ez zulumâti: zulmetten, karanlıklardan
8.ilâ en nûri bi izni-hî: kendi izni ile nur'a aydınlığa
9.ve yehdî-him: ve onları hidayet eder (ulaştırır)
10.ilâ sırâtın mustakîmin: Sırâtı Mustakîm'e, "Allâh'a (c.c.) ulaştıran yol"a


AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahû Tealâ bir evvelki âyette “Allah'tan size bir nur gelmiştir.” diyor, bu âyette “Onları zulmetten nur'a çıkarır.” diyor. Yani insanlar için Allahû Tealâ bir nuru ileri sürüyor. Acaba nur kimler için geçerlidir? Buna baktığımız zaman âyetin gerçek ruhuna ulaşıyoruz.

Allahû Tealâ rızasına tâbî olanları teslim yollarına, nura ulaştırıyor ve onları zulmetten nura çıkarıyor. Zaten âyet-i kerimenin kelimelerindeki sırada, önce teslim yollarına, sonra da zulmetten nur'a çıkarma söz konusudur. Birinci teslim yolu, kişinin bulunduğu yerden ruhunun vücudundan ayrılarak tâbî olduğu mürşidin dergâhına ulaştıran yol birinci sebîldir. İkinci sebîl tâbî olduğu mürşidin dergâhından devrin imamının ana dergâhına ulaştıran yoldur. Bunun ikisi bir bütünü teşkil eder.

Tarîki Mustakîm zemin kattan başlayan yedinci gök katında biten bir yoldur. Birinde aşağıdaki zemin kattaki ana dergâhın çıkış kapısı altın kaplı ve dergâhın içinden dışa, Allah'ın yarattığı göklerin yedinci katına ulaştırmak için kullanılıyor.

Yedinci kattaki kapı da, bu yoldan gelenleri 7. katın içine almak için kullanılıyor. Birisi çıkış kapısı, birisi yolun bitimi ve 7. kata giriş. Böylece iki muhteva bir araya geliyor ve 7. katın neticesinde de herşey tamamlanmış oluyor. Allahû Tealâ burada “Allah'ın rızasına tâbî olan kişiyi, onunla yani resûlüyle teslim yollarına hidayet eder, ulaştırır, Sırat-ı Mustakîme ulaştırırım” diyor. Bir insanın Sıratı Mustakîm'e ulaşması, yani teslim yollarına ulaşması için, mürşidine ihsanla tâbî olması ve böylece ruhunun vücudundan ayrılması gerekir.

Bu kişi mürşidine tâbî olduğu zaman başının üzerine Devrin İmamı'nın ruhu gelir yerleşir. Kişinin ruhu da vücudundan ayrılarak Sıratı Mustakîm'e ulaşır. Evvelâ ait olduğu dergâha ulaşır. Sonra 1. kata çıkma yetkisini aldığı zaman ana dergâha ulaşır. Ve oradan da "seyri sülûk" isimli Allah'a doğru olan yolculuğuna başlar.

Burada Allahû Tealâ bir evvelki 15. âyet-i kerimede hem bir nur olan Kur'ân-ı Kerim'den hem de resûlünden bahsediyor. Ve Allahû Tealâ “rızasına tâbî olan kişiyi, bununla hidayete erdirir” dediği zaman hem resûlünü vasıta olarak söylüyor hem de Kur'ân-ı Kerim'i. Hiç kimse resûle tâbî olmadan Allah'a ruhunu ulaştıramaz. Aynı zamanda kişi Kur'ân'daki hükümlere de tâbî olmalıdır. Öyleyse Allahû Tealâ "bununla" kelimesiyle her ikisini de kastetmiş oluyor. Çoğul kullanmamış ama muhtevadan bunu çıkartıyoruz. Çünkü tâbiiyet mutlaka resûle, mutlaka mürşidedir. Ama burada Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V)'den bizatihi bahsediyor. Onun tâbiiyetine girmekle, ona tâbî olmakla kişiler kurtulabiliyorlar. Allah'ın yoluna girmek şerefine erebiliyorlar.

23 / MU'MİNÛN - 44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.

Kelime Kelime Kur'ân-ı Kerim Lafzı ve Ruhu
Kısayollar: Kuran-ı Kerim Tefsiri, İmam İskender Ali Mihr (İskender Erol Evrenosoğlu) W, Bize Ulaşın, Site Haritası, "MÂİDE suresi, 16. ayeti" için 30 farklı Türkçe mealleri kıyasla
Hidayet ayetleri: 1 / FÂTİHA - 6, 2 / BAKARA - 18, 2 / BAKARA - 27, 2 / BAKARA - 46, 2 / BAKARA - 120, 2 / BAKARA - 156, 2 / BAKARA - 157, 2 / BAKARA - 213, 3 / ÂLİ İMRÂN - 20, 3 / ÂLİ İMRÂN - 73, 3 / ÂLİ İMRÂN - 101, 4 / NİSÂ - 58, 4 / NİSÂ - 175, 5 / MÂİDE - 16, 5 / MÂİDE - 35, 6 / EN'ÂM - 36, 6 / EN'ÂM - 87, 6 / EN'ÂM - 88, 6 / EN'ÂM - 154, 7 / A'RÂF - 40, 7 / A'RÂF - 181, 10 / YÛNUS - 7, 10 / YÛNUS - 25, 10 / YÛNUS - 26, 10 / YÛNUS - 35, 11 / HÛD - 29, 12 / YÛSUF - 108, 13 / RA'D - 21, 13 / RA'D - 22, 13 / RA'D - 25, 13 / RA'D - 27, 13 / RA'D - 36, 16 / NAHL - 9, 16 / NAHL - 121, 17 / İSRÂ - 15, 18 / KEHF - 17, 18 / KEHF - 110, 20 / TÂHÂ - 75, 20 / TÂHÂ - 82, 22 / HACC - 24, 23 / MU'MİNÛN - 60, 24 / NÛR - 42, 25 / FURKÂN - 57, 25 / FURKÂN - 71, 26 / ŞUARÂ - 78, 28 / KASAS - 56, 29 / ANKEBÛT - 5, 29 / ANKEBÛT - 23, 29 / ANKEBÛT - 26, 29 / ANKEBÛT - 69, 30 / RÛM - 8, 30 / RÛM - 31, 31 / LOKMÂN - 15, 32 / SECDE - 13, 32 / SECDE - 24, 33 / AHZÂB - 21, 34 / SEBE - 6, 35 / FÂTIR - 18, 38 / SÂD - 44, 39 / ZUMER - 17, 39 / ZUMER - 18, 39 / ZUMER - 23, 39 / ZUMER - 54, 40 / MU'MİN - 13, 40 / MU'MİN - 38, 40 / MU'MİN - 66, 41 / FUSSİLET - 33, 41 / FUSSİLET - 54, 42 / ŞÛRÂ - 13, 42 / ŞÛRÂ - 47, 43 / ZUHRÛF - 14, 47 / MUHAMMED - 5, 50 / KAF - 8, 51 / ZÂRİYÂT - 50, 70 / MEÂRİC - 32,