e-bülten üyeliği


Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız. 
 
Anasayfa    Bize Ulaşın    Site Haritası      İmam İskender Ali Mihr

ÂLİ İMRÂN Suresi

Ayet - 32                            Cüz - 1

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)
 

قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ

Kul etîûllâhe ver resûl(resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn(kâfirîne).

De ki: "Allah'a ve Resûl'e itaat ediniz." Bundan sonra eğer dönerlerse, o taktirde muhakkak ki Allah, kâfirleri sevmez.


1.kul: de, söyle
2.etîû allâhe: Allah'a itaat edin
3.ve er resûle: ve resûle, elçiye
4.fe in tevellev: bundan sonra , eğer, dönerlerse
5.fe inne allâhe: muhakkak ki Allah
6.lâ yuhibbu el kâfirîne: kâfirleri sevmez


AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm

Bütün insanlar için Allahû Tealâ burada ikinci noktadan başlamaktadır. Al-i İmran-31'de "Bana tâbî olun ki Allah sizi sevsin." buyurmaktadır. Burada da bu işlem tamamlanmış. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e bir kısım insanlar tâbî olduktan sonraki safhada Allahû Tealâ "Allah'a ve resûle itaat edin." demektedir. Yani Allahû Tealâ: "Mademki tâbî oldunuz, Biz sizi bir defa eskisinden daha çok seviyoruz ve sizin bütün günahlarınızı sevaba çevirdik kalbinizin içine îmânı da yazdık. Ve itaat edin" demektedir. Yani tâbî olmanın temeli itaattir. Allahû Tealâ şöyle buyurmaktadır:

48 / FETİH - 10: İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihî), ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah'a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah'ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah'a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah'a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).

Safhalara bakıyoruz eğer Allah'ı seviyorsanız bana tâbî olun ki Allah da sizi sevsin. Yani zaten seviyor. Allah da sizi daha çok sevsin. Ve arkasından buna ait olan şart geliyor. Sizin günahlarınızı bağışlasın. Tâbî olunca günahların bağışlanması söz konusudur. Sonra Allahû Tealâ, kişinin kalbinin içine îmânı yazar. Ondan sonra Allahû Tealâ resûle itaati istemektedir. İtaat etmek veya insanlar dönerlerse (bir şüpheye düşerlerse) o zaman fıska düşmek söz konusudur. Bu âyet fıskın, kişiyi küfre ulaştırdığını ifade etmektedir. Bu aynı zamanda fıska ulaşmaktır. Bir insan Allah'a ulaşmayı dilediğinde; Allahû Tealâ, derhal o kişiye 12 tane ihsan verir. Bu 12 ihsanın 12.'si Allahû Tealâ'nın kişiye mürşidi göstermesidir. Kişi Allah' ulaşmayı dileyerek birinci adımı atar ve Allah'tan 12 tane ihsan alır. İkinci adımı atarak mürşidine tâbî olduğu zaman 7 tane ni'met alır.

Kişi Allah'a ulaşmayı dilediğinde aldığı ihsanlar şunlardır:

1. ihsan: Gözlerindeki hicab-ı mesture alınır.
2. ihsan: Basar hassası üzerindeki gışavet adlı perde alınır.
3. ihsan: Kulaklarındaki vakra alınır.
4. ihsan: Sem'î hassası üzerindeki mühür açılır.
5. ihsan: Kalbindeki mühür açılır.
6. ihsan: Kalbindeki ekinnet alınır.
7. ihsan: Kalbine ihbat konulur.
8. ihsan: Allah kişinin kalbine ulaşır.
9. ihsan: Kalbinin nur kapısı Allah'a çevrilir.
10. ihsan: Göğsünden kalbine nur yolu açılır.
11. ihsan: Kişinin kalbine Allah'ın nuru girmeye başlar ve %2 rahmet nuru ile huşuya ulaşır.
12. ihsan: Hacet namazının neticesinde Allah kişiye mürşidini gösterir.

Allahû Tealâ, Allah'a ulaşmayı dileyen kişiye, mürşidine ulaşabilsin de mutluluğu yaşasın diye bütün bu ihsanları verir. Allahû Tealâ, kul Allah'a ulaşmayı dilediği için onu daha çok sever. Mürşidine ulaştığı zaman daha da çok sever. Zaten Allah'ın verdiği her ihsan sevginin biraz daha arttığını gösteren kesin işaretlerdir. Allahû Tealâ bu noktaya gelinceye kadar kişiyi 12 kat daha fazla sevmeye başlar.

Kişi mürşidine ulaşıp tabi olduğu zaman 7 tane ni'met alır:

  1. Kişinin başının üstüne devrin imamının ruhu gelir ve yerleşir.
  2. Kalbinin içine îmân kelimesi yazılır.
  3. 1. Kişinin günahları sevaba (seyyiatı hasenata) çevirilir
    2. Allah o güne kadar kişiye 1'e 10 derece verirken o günden itibaren Bakara Suresi'nin 261. ayeti kerimesi gereğince 1'e 100 vermeye başlar.
  4. Ruh vücuttan ayrılarak Allah'a doğru yola çıkar.
  5. Nefs tezkiyesi başlar.
  6. Fizik vücut nefs tezkiyesi sebebiyle şeytana kul olmaktan kurtulmaya ve Allah'a kul olmaya başlar.
  7. Kişinin iradesi güçlenmeye başlar.
Görülmektedir ki kişi, Allah'a ulaşmayı dileyerek bir adım attığında 12 tane ihsan alır. İkinci adımı attığında 7 tane ni'met alır. Kişi bu noktada îmânı artan bir mü'min olur. Bu ihsan ve ni'metlerin herbiri ayrı ayrı âyetlerde ifade edilmektedir.

Bu noktadan itibaren kim olursa olsun ruhu mutlaka Allah'a ulaşacaktır. Kişi sağsa hayattayken ulaşacaktır. Kişi ölmüşse ruhu öldükten sonra da yolculuğuna devam edecektir ve Allah'a mutlaka ulaşacaktır. Ama o kişi ölmemişse ve ruhunu Allah'a ulaştırdıktan sonra irşad makamından şüpheye düşmüşse kişinin kalbindeki îmân kelimesini Allahû Tealâ derhal alır. Kişinin kalbine küfür kelimesini tekrar yazar. Kalbi tekrar mühürler ve kalbe küfür yazmakla kalmaz. Kişinin ruhunu tekrar vücuduna iade eder. Böylece o kişi için söz konusu olan husus gerçekleşmiştir. Kişi irşad makamından şüpheye düşmüş kalbindeki îmân kelimesi alındığı için ve kalbine küfür yazıldığı için tekrar kâfir olmuştur. Birçok insan Allah ile olan ilişkilerinde doğruları bir türlü göremez, bilemez ve yaşayamaz.

Allah'a ulaşmayı dilemek, mürşide ulaşmak, mürşide ulaştıktan sonra resûle itaate başlamak hepsi safha safha gerçekleşir. Çoğu insan itaate devam eder ama az bir kısım Allah'ın yolundan sapar. Şeytan onların ayağını kaydırır. Böylece o kişiler şeytana esir olurlar. Allahû Tealâ, kalplerine tekrar küfrü yazdığı için onlar kâfirlerden olurlar. Onların vasfı, resûle itaat etmemeleridir.

Allahû Tealâ, önce tâbiiyeti ve günahların sevaba çevrilmesini sonra da resûle itaati istemektedir. Resûle itaat etmeyen, yoldan çıkan insanlara Allahû Tealâ "fasıklar" demektedir. Onların tanıtıcı vasıfları emirlere itaat etmemektir.

Dikkat edilmelidir ki resûlün emri Allah'ın emridir. Çünkü hiçbir resûl kendiliğinden emir veremez. Allahû Tealâ hiçbir resûlüne kendiliğinden emir vermesi için yetki vermemiştir. Resûl, mutlaka her an Allah'tan emirler alır ve onları tebliğ eder. Eğer o resûl devrin imamıysa veya bir nebî resûlse o zaman mutlak olarak kendiliğinden hiçbir şey yapamaz, her söylediğini Allah söyletir; her yaptığını Allah yaptırır. Onun için "Allah'a ve resûle itaat edin" sözü aslında Allah'a itaat demektir.

Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V) tasarruf altındadır.

Kelime Kelime Kur'ân-ı Kerim Lafzı ve Ruhu
Kısayollar: Kuran-ı Kerim Tefsiri, İmam İskender Ali Mihr (İskender Erol Evrenosoğlu) W, Bize Ulaşın, Site Haritası, "ÂLİ İMRÂN suresi, 32. ayeti" için 30 farklı Türkçe mealleri kıyasla
Hidayet ayetleri: 1 / FÂTİHA - 6, 2 / BAKARA - 18, 2 / BAKARA - 27, 2 / BAKARA - 46, 2 / BAKARA - 120, 2 / BAKARA - 156, 2 / BAKARA - 157, 2 / BAKARA - 213, 3 / ÂLİ İMRÂN - 20, 3 / ÂLİ İMRÂN - 73, 3 / ÂLİ İMRÂN - 101, 4 / NİSÂ - 58, 4 / NİSÂ - 175, 5 / MÂİDE - 16, 5 / MÂİDE - 35, 6 / EN'ÂM - 36, 6 / EN'ÂM - 87, 6 / EN'ÂM - 88, 6 / EN'ÂM - 154, 7 / A'RÂF - 40, 7 / A'RÂF - 181, 10 / YÛNUS - 7, 10 / YÛNUS - 25, 10 / YÛNUS - 26, 10 / YÛNUS - 35, 11 / HÛD - 29, 12 / YÛSUF - 108, 13 / RA'D - 21, 13 / RA'D - 22, 13 / RA'D - 25, 13 / RA'D - 27, 13 / RA'D - 36, 16 / NAHL - 9, 16 / NAHL - 121, 17 / İSRÂ - 15, 18 / KEHF - 17, 18 / KEHF - 110, 20 / TÂHÂ - 75, 20 / TÂHÂ - 82, 22 / HACC - 24, 23 / MU'MİNÛN - 60, 24 / NÛR - 42, 25 / FURKÂN - 57, 25 / FURKÂN - 71, 26 / ŞUARÂ - 78, 28 / KASAS - 56, 29 / ANKEBÛT - 5, 29 / ANKEBÛT - 23, 29 / ANKEBÛT - 26, 29 / ANKEBÛT - 69, 30 / RÛM - 8, 30 / RÛM - 31, 31 / LOKMÂN - 15, 32 / SECDE - 13, 32 / SECDE - 24, 33 / AHZÂB - 21, 34 / SEBE - 6, 35 / FÂTIR - 18, 38 / SÂD - 44, 39 / ZUMER - 17, 39 / ZUMER - 18, 39 / ZUMER - 23, 39 / ZUMER - 54, 40 / MU'MİN - 13, 40 / MU'MİN - 38, 40 / MU'MİN - 66, 41 / FUSSİLET - 33, 41 / FUSSİLET - 54, 42 / ŞÛRÂ - 13, 42 / ŞÛRÂ - 47, 43 / ZUHRÛF - 14, 47 / MUHAMMED - 5, 50 / KAF - 8, 51 / ZÂRİYÂT - 50, 70 / MEÂRİC - 32,