e-bülten üyeliği


Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız. 
 
Anasayfa    Bize Ulaşın    Site Haritası      İmam İskender Ali Mihr

ÂLİ İMRÂN Suresi

Ayet - 154                            Cüz - 1

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)
 

ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّن بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَى طَآئِفَةً مِّنكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ الأَمْرِ مِن شَيْءٍ قُلْ إِنَّ الأَمْرَ كُلَّهُ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِي أَنفُسِهِم مَّا لاَ يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الأَمْرِ شَيْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَاهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللّهُ مَا فِي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحَّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

Summe enzele aleykum min ba’dil gammi emeneten nuâsen yagşâ tâifeten minkum, ve tâifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnûne billâhi gayral hakkı zannel câhiliyyeh(câhiliyyeti), yekûlûne hel lenâ minel emri min şey’(şey’in), kul innel emre kullehu lillâh(lillâhi), yuhfûne fî enfusihim mâ lâ yubdûne lek(leke), yekûlûne lev kâne lenâ minel emri şey’un mâ kutilnâ hâhunâ, kul lev kuntum fî buyûtikum le berezellezîne kutibe aleyhimul katlu ilâ medâciihim, ve li yebteliyallâhu mâ fî sudûrikum ve li yumahhısa mâ fî kulûbikum, vallâhu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).

Sonra (Allah), bu gamın arkasından sizin üzerinize sükûnet veren bir uyku indirdi, içinizden bir grubu sarıp kaplıyordu ve diğer grup, canlarını önemsemişti (canlarının kaygısına düştüler). Allah'a karşı cahiliyye zannı ile haksız zanda bulunuyorlar: "Bu emirden bize bir şey (bir nasib) var mı?" diyorlar. (Onlara): "Muhakkak ki emirlerin hepsi Allah'ındır." de. İçlerinde sana açıklamadıkları bir şey saklıyorlar. "Bu emirden bize bir şey (bir nasib) olsaydı, burada öldürülmezdik." diyorlar. Eğer siz, evlerinizde bile olsaydınız, üzerlerine katl (öldürülmeleri) yazılmış olanlar, yatacakları (ölüp düşecekleri) yere mutlaka çıkıp giderlerdi. (Bu) Allah'ın sizin sinelerinizde olanı sınamak ve kalplerinizde olandan (şüpheden), sizi temize çıkarmak (fitneden kurtarmak) içindir. Ve Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.


1.summe: sonra
2.enzele: indirdi
3.aleykum: sizin üzerinize
4.min ba'di: sonradan, ...den sonra, arkasından
5.el gammi: gam, keder
6.emeneten: emniyet, güvenmek
7.nuâsen: sukunet veren uyku
8.yagşâ: sarıp kaplıyor
9.tâifeten: bir grup, topluluk, cemaat
10.min-kum: sizden
11.ve tâifetun: ve bir grup, topluluk, cemaat
12.kad ehemmet-hum: onlar kendilerine ehemmiyet vermişlerdi, önemsemişti
13.enfusu-hum: kendilerini, canlarını
14.yezunnûne: zanda bulunuyorlar
15.bi allâhi: Allah'a karşı
16.gayre el hakkı: haksız
17.zanne el câhiliyyeti: cahiliye zannı ile
18.yekûlûne: diyorlar
19.hel lenâ: bizim için var mı
20.minel emri: işten, emirden
21.min şey'in: şeyden, bir şey
22.kul: de, söyle
23.inne el emre: muhakkak ki emir, iş
24.kulle-hu: onun hepsi
25.li allâhi: Allah için, Allah'ın
26.yuhfûne: gizliyorlar, saklıyorlar
27.fî enfusi-him: nefslerinde, içlerinde
28.mâ lâ yubdûne leke: sana açıklamadıkları bir şey
29.yekûlûne: diyorlar
30.lev kâne lenâ: bizim için olsaydı
31.minel emri: emirden, işten
32.şey'un: bir şey
33.mâ kutilnâ: biz öldürülmezdik
34.hâ-hunâ: burada
35.kul: de, söyle
36.lev kuntum: siz ... bile olsaydınız
37.fî buyûti-kum: evlerinizin içinde, evlerinizde
38.le bereze: elbette, mutlaka çıkardı
39.ellezîne: onlar
40.kutibe: yazıldı, takdir edildi
41.aleyhim: onların üzerine
42.el katlu: katl, ölüm
43.ilâ medâcii-him: yatacakları, düşecekleri
44.ve li yebteliye allâhu: ve Allah'ın sınaması için
45.mâ fî sudûri-kum: sinelerinizde olanı
46.ve li yumahhısa: ve temize çıkarmak (fitneden kurtarmak)
47.mâ fî kulûbi-kum: kalplerinizde olandan
48.ve allâhu: ve Allah
49.alîmun: en iyi bilen
50.bi zâti es sudûri: göğüslerde olanı, sinelerde olanı


AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm

Bu âyet, ölüm açısından son derece önemlidir. Yani "Eğer biz bu savaşa gelmeseydik, bizim elimizde bir şey olsaydı, burada ölmezdik. Ölen kardeşlerimiz burada ölmüş olmayacaklardı." diye düşünenlere Allahû Tealâ cevap veriyor: "Hayır, öyle değil. Evinizden oraya götürülecektiniz, orada yatırılacaktınız. Aynı yerde ve aynı anda; ama ölecektiniz."

Burada son derece açık bir hükümle karşı karşıyayız: Ölüm olayı. Allah'ın tayin edilmiş bir zaman parçasını ifade eder. Ölüm, bütün insanlar için, vadesi Allahû Tealâ tarafından kararlaştırılmış bir husustur. O an geldiği zaman, (ne bir dakika ileri ne de bir dakika geri) o kişi mutlaka ölür. İşte ölmekten ve öldürülmekten korkanlara Allahû Tealâ burada sesleniyor:

"Uğraşınız, didinişiniz hepsi boşuna. Eğer üzerinize ölüm yazıldıysa mutlaka o an öleceksiniz."

Birtakım insanlar, birtakım insanları öldürmeye çalışırlar. Diyelim ki; başardılar, öldürdüler. Kendilerinin öldürdüğünü onlar düşünedursunlar; ama ölen kişi şunu bilmeli: Eğer o kendisini öldürenler veya öldüren, bunu başaramasaydı, aynı anda başka bir sebeple ama gene aynı yerde ve aynı anda o kişi gene ölecekti.

Hal buysa, o zaman insanlar tarafından öldürülmekten korkmanın âlemi var mı? Her halükârda ölüm, mutlaka gelip bizi bir gün bulacak. Vademiz, hangi gün nerede doluyorsa orada ve aynı anda mutlaka hangi sebepten olursa olsun öleceğiz. Âyet bu açıdan son derece önemli. İki tane nokta burada zihinlerinizde kalmalı:

  1. Ölümün Allah'ın tayin ettiği zaman ve mekânda mutlaka o an gerçekleşmesi hali.
  2. Allah'ın Ali İmran-152'deki sözü: "Allah, mü'minler üzerine fazl sahibidir."

Kelime Kelime Kur'ân-ı Kerim Lafzı ve Ruhu
Kısayollar: Kuran-ı Kerim Tefsiri, İmam İskender Ali Mihr (İskender Erol Evrenosoğlu) W, Bize Ulaşın, Site Haritası, "ÂLİ İMRÂN suresi, 154. ayeti" için 30 farklı Türkçe mealleri kıyasla
Hidayet ayetleri: 1 / FÂTİHA - 6, 2 / BAKARA - 18, 2 / BAKARA - 27, 2 / BAKARA - 46, 2 / BAKARA - 120, 2 / BAKARA - 156, 2 / BAKARA - 157, 2 / BAKARA - 213, 3 / ÂLİ İMRÂN - 20, 3 / ÂLİ İMRÂN - 73, 3 / ÂLİ İMRÂN - 101, 4 / NİSÂ - 58, 4 / NİSÂ - 175, 5 / MÂİDE - 16, 5 / MÂİDE - 35, 6 / EN'ÂM - 36, 6 / EN'ÂM - 87, 6 / EN'ÂM - 88, 6 / EN'ÂM - 154, 7 / A'RÂF - 40, 7 / A'RÂF - 181, 10 / YÛNUS - 7, 10 / YÛNUS - 25, 10 / YÛNUS - 26, 10 / YÛNUS - 35, 11 / HÛD - 29, 12 / YÛSUF - 108, 13 / RA'D - 21, 13 / RA'D - 22, 13 / RA'D - 25, 13 / RA'D - 27, 13 / RA'D - 36, 16 / NAHL - 9, 16 / NAHL - 121, 17 / İSRÂ - 15, 18 / KEHF - 17, 18 / KEHF - 110, 20 / TÂHÂ - 75, 20 / TÂHÂ - 82, 22 / HACC - 24, 23 / MU'MİNÛN - 60, 24 / NÛR - 42, 25 / FURKÂN - 57, 25 / FURKÂN - 71, 26 / ŞUARÂ - 78, 28 / KASAS - 56, 29 / ANKEBÛT - 5, 29 / ANKEBÛT - 23, 29 / ANKEBÛT - 26, 29 / ANKEBÛT - 69, 30 / RÛM - 8, 30 / RÛM - 31, 31 / LOKMÂN - 15, 32 / SECDE - 13, 32 / SECDE - 24, 33 / AHZÂB - 21, 34 / SEBE - 6, 35 / FÂTIR - 18, 38 / SÂD - 44, 39 / ZUMER - 17, 39 / ZUMER - 18, 39 / ZUMER - 23, 39 / ZUMER - 54, 40 / MU'MİN - 13, 40 / MU'MİN - 38, 40 / MU'MİN - 66, 41 / FUSSİLET - 33, 41 / FUSSİLET - 54, 42 / ŞÛRÂ - 13, 42 / ŞÛRÂ - 47, 43 / ZUHRÛF - 14, 47 / MUHAMMED - 5, 50 / KAF - 8, 51 / ZÂRİYÂT - 50, 70 / MEÂRİC - 32,