 |
|
AHZÂB Suresi
Ayet - 53 Cüz - 1
|
|
Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلَّا أَن يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرِينَ إِنَاهُ وَلَكِنْ إِذَا دُعِيتُمْ فَادْخُلُوا فَإِذَا طَعِمْتُمْ فَانتَشِرُوا وَلَا مُسْتَأْنِسِينَ لِحَدِيثٍ إِنَّ ذَلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْيِي مِنكُمْ وَاللَّهُ لَا يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ وَإِذَا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعًا فَاسْأَلُوهُنَّ مِن وَرَاء حِجَابٍ ذَلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ وَمَا كَانَ لَكُمْ أَن تُؤْذُوا رَسُولَ اللَّهِ وَلَا أَن تَنكِحُوا أَزْوَاجَهُ مِن بَعْدِهِ أَبَدًا إِنَّ ذَلِكُمْ كَانَ عِندَ اللَّهِ عَظِيمًا
Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tedhulû buyûten nebiyyi illâ en yu’zene lekum ilâ taâmin gayre nâzırîne inâhu ve lâkin izâ duîtum fedhulû fe izâ taimtum fenteşirû ve lâ muste’nisîne li hadîs(hadîsin), inne zâlikum kâne yu’zîn nebiyye fe yestahyî minkum vallâhu lâ yestahyî minel hakk(hakkı), ve izâ seeltumûhunne metâan fes’elûhunne min verâi hıcâb(hıcâbin), zâlikum atharu li kulûbikum ve kulûbihinn(kulûbihinne), ve mâ kâne lekum en tu’zû resûlallâhi ve lâ en tenkihû ezvâcehu min ba’dihî ebedâ(ebeden), inne zâlikum kâne indallâhi azîmâ(azîmen).
Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), size izin verilmedikçe Nebî'nin evlerine girmeyin! (Girmişseniz oyalanıp) yemeğin pişmesini beklemeyin. Fakat davet edildiğiniz zaman girin. Yemeğinizi yeyince hemen dağılın ve sohbet etmek istemeyin, söze dalmayın (izinsiz konuşmayın). İşte bu durum gerçekten Nebî'ye eziyet oluyordu. Fakat sizden hayâ ediyordu (utanıyordu). Allah, haktan hayâ duymaz (gerçeği açıklamaktan çekinmez). Onlardan (Peygamber Hanımları'ndan) bir şey sorduğunuz zaman perde arkasından sorun. Bu, sizin ve onların kalpleri için daha temizdir. Allah'ın Resûl'üne eziyet etmeniz ve bundan sonra O'nun zevcelerini nikâh etmeniz ebediyyen (helâl) olmaz. Muhakkak ki bu, Allah'ın katında çok büyük (günahtır).
| 1. | yâ eyyuhâ | : ey |
| 2. | ellezîne | : onlar, o kimseler |
| 3. | âmenû | : âmenû oldular (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dilediler) |
| 4. | lâ tedhulû | : siz girmeyin |
| 5. | buyûte | : evler |
| 6. | en nebiyyi | : nebî, peygamber |
| 7. | illâ | : ancak, başka, hariç, olmadıkça |
| 8. | en yu'zene | : izin verilmek |
| 9. | lekum | : sizin için, size |
| 10. | ilâ | : e, a |
| 11. | taâmin | : yemek |
| 12. | gayre | : gayri, başka, dışında |
| 13. | nâzırîne | : bekleyenler, gözleyenler |
| 14. | inâ-hu | : onun vakti geldi |
| 15. | ve lâkin | : ve ancak, lâkin, fakat |
| 16. | izâ duîtum | : çağrıldığınız zaman, davet edildiğiniz zaman |
| 17. | fedhulû (fe udhulû) | : o zaman girin |
| 18. | fe | : artık, o zaman |
| 19. | izâ taimtum | : yemeği yediğiniz zaman, yemeği yeyince |
| 20. | fenteşirû (fe inteşirû) | : hemen dağılın |
| 21. | ve lâ muste'nisîne | : ve sohbet etmek istemeyin |
| 22. | li hadîsin | : söze |
| 23. | inne | : muhakkak |
| 24. | zâlikum | : işte bu |
| 25. | kâne | : oldu |
| 26. | yu'zî | : eziyet verir, veriyor |
| 27. | en nebiyyi | : nebî, peygamber |
| 28. | fe | : artık, fakat |
| 29. | yestahyî | : haya duyuyor, çekiniyor, utanıyor |
| 30. | min-kum | : sizden |
| 31. | vallâhu | : ve Allah |
| 32. | lâ yestahyî | : haya duymaz, çekinmez |
| 33. | min el hakkı | : haktan |
| 34. | ve izâ seeltumû-hunne | : ve onlardan istediğiniz zaman, sorduğunuz zaman |
| 35. | metâan | : bir meta, bir şey |
| 36. | fes'elûhunne (fe es'elû-hunne) | : o zaman, o taktirde onlardan isteyin, onlara sorun |
| 37. | min verâi | : arkasından |
| 38. | hıcâbin | : perde, örtü |
| 39. | zâlikum | : işte bu |
| 40. | atharu | : en temiz, daha temiz |
| 41. | li | : için |
| 42. | kulûbi-kum | : sizin kalpleriniz |
| 43. | ve kulûbi-hinne | : ve onların kalpleri |
| 44. | ve mâ kâne | : ve olmaz |
| 45. | lekum | : sizin için |
| 46. | en tu'zû | : eziyet vermeniz |
| 47. | resûle | : resûl, elçi |
| 48. | allâhi | : Allah |
| 49. | ve lâ | : ve olmaz |
| 50. | en tenkihû | : sizin nikâh etmeniz |
| 51. | ezvâce-hu | : onun eşleri |
| 52. | min ba'di-hî | : ondan sonra |
| 53. | ebeden | : ebediyyen |
| 54. | inne | : muhakkak |
| 55. | zâlikum | : bu |
| 56. | kâne | : oldu |
| 57. | indallâhi (inde allâhi) | : Allah'ın katında |
| 58. | azîmen | : büyük |
AÇIKLAMA
Bismillâhirrahmânirrahîm Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in evindeki olaylar dizisi dile getiriliyor. Adab-ı muaşerete uymayan her noktaya Allahû Tealâ ayrı ayrı işaret ediyor.
Buradan anlıyoruz ki erkekler de Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in evine giriyordu ve başka kadınlarla orada da konuşabiliyorlardı ama peygamber hanımları olunca haddi aşmak söz konusu olmuş ki Allahû Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirmiş.
Burada Allahû Tealâ'nın usül açısından çok büyük işaretleri var. Bir peygamber evinde, bir resûl evinde nasıl bir davranış biçiminin tahakkuk etmesi lâzımgeldiği açıklanıyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V) yaşadığı devirde dünyanın en meşgul adamı olmuştur. Eğer insanlar O'nun yanında sohbet ederlerse, zamanını almış oluyorlardı. Allahû Tealâ buna izin vermez. Herkes Peygamberin zamanını ölçülü bir şekilde kullanmak mecburiyetindedir.
Yemeğe davet edilince orada kalmayın, yemeğinizi yeyince hemen dağılın. Eğer yemekten evvel gelirseniz yemeğin pişmesini bekleyip de davetsiz misafir olmayın, konuşun ve gidin, buyruluyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'le ailesinin, kıtlık devresinde belki ancak aileye yetecek kadar yemek yapması mümkün oluyor. Daha ötesi mümkün olmuyor.
Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in vakti yok ama misafirler gelmiş onlarla konuşmak mecburiyetinde ve bundan üzüntü duyuyor, haya duyuyor ama utandığı için bir şey söyleyemiyor gelenlere.
Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'le alâkalı herşeyi dikkatle şekle bağlamış. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ister rahmetli olsun ister hayattayken hanımlarından birini, birkaçını boşasın, o hanımların başka biriyle evlenmesi Allahû Tealâ tarafından kesin bir lisanla engelleniyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in hanımı olmak bahtlılığına ulaşan bir kadın, eğer Peygamber Efendimiz (S.A.V) şu veya bu sebeple onu terkederse, başka biriyle bir evlenme gerçekleştiremez. Bir temas söz konusu olmamalıdır. Peygamber hanımları kendilerine çok dikkat etmek mecburiyetindedirler.
Eğer peygamber hanımıyla bir erkek konuşacaksa bu konuşmayı perdenin arkasından yapılması emrolunuyor.
|
|
Kelime Kelime Kuran-ı Kerim Lafzı ve Ruhu
|
Kısayollar:
Kuran-ı Kerim Tefsiri,
İmam İskender Ali Mihr (İskender Erol Evrenosoğlu)
W,
Bize Ulaşın,
Site Haritası,
"AHZÂB suresi, 53. ayeti" için 26 farklı Türkçe mealleri kıyasla
Hidayet ayetleri:
1 / FÂTİHA - 6,
2 / BAKARA - 18,
2 / BAKARA - 27,
2 / BAKARA - 46,
2 / BAKARA - 120,
2 / BAKARA - 156,
2 / BAKARA - 157,
2 / BAKARA - 213,
3 / ÂLİ İMRÂN - 20,
3 / ÂLİ İMRÂN - 73,
3 / ÂLİ İMRÂN - 101,
4 / NİSÂ - 58,
4 / NİSÂ - 175,
5 / MÂİDE - 16,
5 / MÂİDE - 35,
6 / EN'ÂM - 36,
6 / EN'ÂM - 87,
6 / EN'ÂM - 88,
6 / EN'ÂM - 154,
7 / A'RÂF - 40,
7 / A'RÂF - 181,
10 / YÛNUS - 7,
10 / YÛNUS - 25,
10 / YÛNUS - 26,
10 / YÛNUS - 35,
11 / HÛD - 29,
12 / YÛSUF - 108,
13 / RA'D - 21,
13 / RA'D - 22,
13 / RA'D - 25,
13 / RA'D - 27,
13 / RA'D - 36,
16 / NAHL - 9,
16 / NAHL - 121,
17 / İSRÂ - 15,
18 / KEHF - 17,
18 / KEHF - 110,
20 / TÂHÂ - 75,
20 / TÂHÂ - 82,
22 / HACC - 24,
23 / MU'MİNÛN - 60,
24 / NÛR - 42,
25 / FURKÂN - 57,
25 / FURKÂN - 71,
26 / ŞUARÂ - 78,
28 / KASAS - 56,
29 / ANKEBÛT - 5,
29 / ANKEBÛT - 23,
29 / ANKEBÛT - 26,
29 / ANKEBÛT - 69,
30 / RÛM - 8,
30 / RÛM - 31,
31 / LOKMÂN - 15,
32 / SECDE - 13,
32 / SECDE - 24,
33 / AHZÂB - 21,
34 / SEBE - 6,
35 / FÂTIR - 18,
38 / SÂD - 44,
39 / ZUMER - 17,
39 / ZUMER - 18,
39 / ZUMER - 23,
39 / ZUMER - 54,
40 / MU'MİN - 13,
40 / MU'MİN - 38,
40 / MU'MİN - 66,
41 / FUSSİLET - 33,
41 / FUSSİLET - 54,
42 / ŞÛRÂ - 13,
42 / ŞÛRÂ - 47,
43 / ZUHRÛF - 14,
47 / MUHAMMED - 5,
50 / KAF - 8,
51 / ZÂRİYÂT - 50,
70 / MEÂRİC - 32,
|
|
 |