Sure sec
YÛNUS-2 Tefsiri

YÛNUS Suresi 2. Ayet-i Kerime Tefsiri

YÛNUS-2 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Burada, Allahû Tealâ'nın Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e vahyinden bahsedilmektedir. Münafıkların ve İslâm'ın dışındaki kişiler, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e: “O, bir sahtekârdır.” “O, bir büyücüdü...
share on facebook  tweet  share on google  print  

YÛNUS Suresi Âyet - 2 Tefsiri

 

أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنْ أَوْحَيْنَا إِلَى رَجُلٍ مِّنْهُمْ أَنْ أَنذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذِينَ آمَنُواْ أَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِندَ رَبِّهِمْ قَالَ الْكَافِرُونَ إِنَّ هَذَا لَسَاحِرٌ مُّبِينٌ

E kâne lin nâsi aceben en evhaynâ ilâ raculin minhum en enzirin nâse ve beşşirillezîne âmenû enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kâlel kâfirûne inne hâzâ le sâhırun mubîn(mubînun).

Onlardan bir adama, "insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi" için vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi? Muhakkak ki onlar için, Rab’lerinin yanında (katında) sıddıklar makamı vardır. Kâfirler şöyle dediler: “Muhakkak ki bu, mutlaka apaçık bir sihirbazdır.”

1.e: mı?
2.kâne: oldu
3.li en nâsi: insanlar için
4.aceben: acayip, garip
5.en evhay-nâ: vahyetmemiz
6.ilâ reculin: bir adama
7.min-hum: onlardan
8.en enzirin: uyarması
9.en nâse: insanları
10.ve beşşiri: ve müjdelemesi
11.ellezîne âmenû: âmenû olan (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyen) kimseler
12.enne: muhakkak ki
13.lehum: onlar için
14.kademe: ileri derecede mertebe, makam
15.sıdkın: iyi, güzel, hak, gerçek
16.inde rabbi-him: Rab'lerinin katında
17.kâle el kâfirûne: kâfirler dediler
18.inne: muhakkak ki
19.hâzâ: bu
20.le sâhırun: mutlaka bir büyücüdür, sihirbazdır
21.mubînun: açıkça, apaçık
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Burada, Allahû Tealâ'nın Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e vahyinden bahsedilmektedir. Münafıkların ve İslâm'ın dışındaki kişiler, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e:
  1. “O, bir sahtekârdır.”
  2. “O, bir büyücüdür.” demişlerdir.
Sahâbe, Mekke'de çok küçük bir azınlığı teşkil ediyordu. Her dilden, her cinsten insan vardı. Hristiyanlar, yahudiler, mecusiler, şeytana tapanlar ve putperestlerin büyük kısmı, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e uzun süre “sahte peygamber, büyücü” demişlerdir. Sebebi; Allahû Tealâ'nın, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e vahyetmesidir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in iki görevinden bahsedilmektedir.
  1. İnsanları uyarmak
  2. İnsanları müjdelemek
Peygamber Efendimiz (S.A.V), bir Nezir'dir aynı zamanda Beşir'dir. Nezirler sadece uyarmazlar aynı zamanda âmenû olanları, Allah'a ulaşmayı dileyenleri müjdelerler. Bir nezirin, nezir olabilmesi için Kur'ân-ı Kerim'de "Allah'a ulaşmayı dilemek, âmenû olmak" kavramları olduğunu bilmesi lâzımdır. Bu kavramın muhtevası, Allah'a ulaşmayı dilemekten başlar, 7 tane takva kademesini kapsar.

Allah'a ulaşmayı dileyen kişi, âmenû olur.

Mürşidine ulaşıp tâbî olan kişi, ikinci defa âmenû olur.

Ruhunu Allah'a ulaştıran kişi, üçüncü defa âmenû olur.

Fizik vücudunu Allah'a teslim eden kişi, dördüncü defa âmenû olur.

Nefsini Allah'a teslim eden kişi, beşinci defa âmenû olur.

İrşada ulaşan kişi, altıncı defa âmenû olur.

Bihakkın takvaya ulaşan kişi, yedinci defa âmenû olur.

Âmenû olmanın herbiri, ayrı bir safhayı içerir. Allah'a ulaşmayı dilemek noktasından itibaren bütün âmenû olanlar, Allah'ın cennetine girmeye ehil insanlardır.

Allahû Tealâ buyuruyor:

5/MÂİDE-93: Leyse alâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti cunâhun fîmâ taimû izâ mâttekav ve âmenû ve amilûs sâlihâti summettekav ve âmenû summettekav ve ahsenû vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
Âmenû olanlar ve salih amel yapanlar (ıslâh edici amel, nefs tezkiyesi yapanlar) üzerine, takva (1. takva) sahibi olmadıkları zaman yediklerinden dolayı bir günah yoktur. Âmenû olun ve amilûssâlihat yapın! Sonra da takva sahibi olun (3. takvaya ulaşın)! Âmenû olun sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulaşın) ve ahsen olun! Allah muhsinleri (ahsen olanları, 4. takvaya ulaşanları) sever.
Bu âyet-i kerime, bütün insanlığa bugünkü öğretimde bir işarettir. Müjdelenenler sadece âmenû olanlardır. Bunun mânâsı; onun dışındaki, âmenû olmayan herkesi uyarma görevini Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e vermiştir.

Uyarma; âmenû olmayanlar, müjdeleme; âmenû olanlar içindir.

67/MULK-7: İzâ ulkû fîhâ semiû lehâ şehîkan ve hiye tefûr(tefûru).
Oraya (cehenneme) atıldıkları zaman onun kaynayan korkunç sesini (gürlemesini) işittiler.
67/MULK-8: Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).
(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
67/MULK-9: Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
İşte bu bir uyarıdır, nezretme işlemidir ve nezir, bu uyarıyı yapan kişidir. Ayrıca insanların, içlerinden bir erkeğe, Allahû Tealâ'nın her zaman vahyetmesi söz konusudur. Oysa bugünkü iddia: “Allah, peygamberlere vahyeder, onun dışında kimseye vahyetmez.” şeklindedir. Her devirde birtakım insanlar, farkına bile varmadan Allah'ın âyetlerini saptırmışlardır. Ve “Allah, peygamberlerden başkasına vahyetmez.” demişlerdir.

99/ZİLZÂL-5: Bi enne rabbeke evhâ lehâ.
Rabbinin ona vahyetmesi ile.
16/NAHL-68: Ve evhâ rabbuke ilân nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mineş şeceri ve mimmâ ya’rişûn(ya’rişûne).
Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların (insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti.
5/MÂİDE-111: Ve iz evhaytu ilâl havâriyyîne en âminû bî ve bi resûlî, kâlû âmennâ veşhed bi ennenâ muslimûn(muslimûne).
Ve havarilere; “Bana ve Resûl'üme îmân edin.” diye vahyettiğim zaman, onlar da “Îmân ettik ve bizim (Hakk'a) teslim olduğumuza şahid ol.” demişlerdi.
20/TÂHÂ-38: İz evhaynâ ilâ ummike mâ yûhâ.
Vahyedilecek şeyi annene vahyetmiştik.
İnsanlar âyette de görüleceği gibi sadece iki gruba ayrılırlar: Âmenû olanlar ve olmayanlar.

Allahû Tealâ âmenû olmayanları uyarıyor:

“Gideceğiniz yer cehennemdir.”

Âmenû olanları da müjdelemeyi emrediyor. Her devirde olduğu gibi bu devirde de bütün kavimlerde Allah'ın resûlleri yaşıyor, hepsi de Allahû Tealâ'dan vahiy alıyorlar ve hepsi de aynı şeyi yapıyorlar. Âmenû olmayanları uyarıyorlar, âmenû olanları da müjdeliyorlar ve biliyorlar ki; âmenû olma olayı, Allah'a ulaşmayı dilemekle başlar.
Hafız Abu Bakr al Shatri sesinden YÛNUS Suresi - 2 dinle!
Kur'ân dinlemeye başlamak için bir Hafız seçiniz.
close tefsir menu

YÛNUS Suresi Tefsiri

YÛNUS Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.