Sure sec
TEVBE-74 Tefsiri

TEVBE Suresi 74. Ayet-i Kerime Tefsiri

TEVBE-74 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Burada, münafıklar ve kâfirlerin durumunu görüyoruz. Münafıklar da sahâbe gibi Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in önünde diz çökmüşler, el öpmüşler, tövbe etmişler, biat etmişler, tâbiiyetlerini söyle...
share on facebook  tweet  share on google  print  

TEVBE Suresi Âyet - 74 Tefsiri

 

يَحْلِفُونَ بِاللّهِ مَا قَالُواْ وَلَقَدْ قَالُواْ كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُواْ بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ وَهَمُّواْ بِمَا لَمْ يَنَالُواْ وَمَا نَقَمُواْ إِلاَّ أَنْ أَغْنَاهُمُ اللّهُ وَرَسُولُهُ مِن فَضْلِهِ فَإِن يَتُوبُواْ يَكُ خَيْرًا لَّهُمْ وَإِن يَتَوَلَّوْا يُعَذِّبْهُمُ اللّهُ عَذَابًا أَلِيمًا فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمَا لَهُمْ فِي الأَرْضِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ

Yahlifûne billâhi mâ kâlû, ve lekad kâlû kelimetel kufri ve keferû ba’de islâmihim ve hemmû bi mâ lem yenâlû, ve mâ nekamû illâ en agnâhumullâhu ve resûluhu min fadlihi, fe in yetûbû yeku hayran lehum, ve in yetevellev yuazzibhumullâhu azâben elîmen fîd dunyâ vel âhirah(âhirati), ve mâ lehum fîl ardı min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).

Andolsun ki; “küfür” kelimesini söyledikleri halde, Allah’a söylemediklerine yemin ederler. Ve İslâmlıklarından sonra inkâr ettiler. Nail olamayacakları (yapamayacakları) ve intikam almak istedikleri şey sadece Allah’ın ve Resûl’ünün onları, fazlından zenginleştirmiş olması. Artık tövbe ederlerse onlar için hayırlı olur. Ve şâyet dönerlerse (îmândan geri), Allah onları elîm azapla dünyada ve ahirette azaplandırır. Ve onların, yeryüzünde bir dostu ve yardımcısı yoktur.

1.yahlifûne: yemin ediyorlar
2.bi allâhi: Allah'a
3.mâ kâlû: söylemediler
4.ve lekad: ve andolsun ki
5.kâlû: söylediler
6.kelimete el kufri: küfür kelimesini (sözünü)
7.ve keferû: ve inkâr ettiler, kâfir oldular
8.ba'de islâmi-him: İslâmlıklarından, İslâm olmalarından sonra
9.ve hemmû: ve yapmak istediler, kalkıştılar, hamle yaptılar
10.bi mâ: şeye
11.lem yenâlû: muvaffak olamadılar, nail olamadılar
12.ve mâ nekamû: ve çekemedikleri şey, intikam almak istedikleri şey
13.illâ: ancak, sadece
14.en agnâ-hum allâhu
(gâni)
: Allah'ın onları zenginleştirmesi
: (zengin)
15.ve resûlu-hu: ve onun resûlü
16.min fadli-hi: fazlından
17.fe in: o zaman, artık eğer
18.yetûbû: tövbe ederlerse
19.yeku hayran: hayırlı olur
20.lehum: onlar için
21.ve in: ve eğer
22.yetevellev: dönerler
23.yuazzib-hum allâhu: Allah onları azaplandırır
24.azâben elîmen: elîm (acı) azap
25.fî ed dunyâ: dünyada
26.ve el âhirati: ve ahiret
27.ve mâ lehum: onların yoktur
28.fî el ardı: yeryüzünde
29.min veliyyin: bir dost (dostlardan bir dost)
30.ve lâ nasîrin: ve bir yardımcı yoktur
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Burada, münafıklar ve kâfirlerin durumunu görüyoruz.

Münafıklar da sahâbe gibi Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in önünde diz çökmüşler, el öpmüşler, tövbe etmişler, biat etmişler, tâbiiyetlerini söylemişlerdir. Ve böylece mü'min olduklarını düşünmektedirler:

49/HUCURÂT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: "Teslim olduk." deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûl'üne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.”
Mürşidin önünde tövbe edenler iki gruba ayrılır:
    1- 12 ihsanla tövbe edenler. Onlar mü'min olurlar.
    2- 12 ihsan almadan tövbe edenler. Onlar mü'min olamazlar.
Mü'min olamayanlar, herkesin önünde tövbe ettikleri için İslâm'a girmiş sayılırlar. Öldükleri zaman İslâm usüllerine göre cenaze namazları kılınır. Bir insanın kurtuluşu, bu sebeple sadece bu tövbeye dayandırılamaz. Bir insan, Allah'a ulaşmayı dilemedikçe, Allah onun kalbinde Allah'a ulaşma talebini görmedikçe, işitmedikçe, bilmedikçe 12 tane ihsanı alamaz.

Mü'min olmak için önce kişinin Allah'a ulaşmayı dilemesi lâzımdır. Sonra Allah ona Rahmân esmasıyla tecelli eder, gözlerindeki hicab-ı mestureyi (gizli perdeyi), kulaklarındaki vakrayı alır, kişinin kalbinin mührünü açar, kalbin içindeki küfür kelimesini dışarı atar. Kişi kalbinin mührü açıldığı ve küfür kelimesi kalbinden alındığı için mü'min olur. Sonra Allah o kişinin kalbindeki ekinneti alır, yerine ihbat koyar, kalbine ulaşarak, kalbinin nur kapısını Allah'a çevirir. Göğsünden kalbine Allah'ın nurlarının girmesi için nur yolunu açar, o kişiyi huşûya ulaştırır, ona mürşidini gösterir. Böylece 12 tane ihsan vermiş olur.

Bu 12 tane ihsanla mürşidine ulaşan kişinin tövbe etmesi anında Allah, devrin imamının ruhunu derhal başının üzerine gönderir, kalbin içine îmân kelimesini yazar. Kişi sadece sözle: “Ben mü'minim.” diyen birisi değildir artık. Kalbiyle de mü'min olduğunu ispat eder. Allah bunun için hep kalbe bakar, Allahû Tealâ hep ister ki; herkesin kalbinin içinde îmân kelimesi bulunsun. İşte Hucurat Suresinin 14. âyet-i kerimesindeki ifade, Tevbe Suresinin 74. âyet-i kerimesiyle bir illiyet rabıtası içerisindedir.

Allahû Tealâ'dan 12 tane ihsanı almamış olan münafıklar, Allah'a ulaşmayı dilemedikleri için hiçbir işlem görmemişler ve kalplerinin mührü açılmamış, kalplerinin içindeki küfür kelimesi alınmamış, kalplerinin içine îmân yazılmamış ve mü'min olamamışlardır. Önemli olan kalp yapısı olduğu için Allahû Tealâ: “Dilleriyle mü'min olduklarını söylerler ama kalpleri mü'min olmamıştır.” diyor.

Bu insanlar, dış görüntülerinde İslâm görünmüşler, bütün sahâbe tarafından da "İslâm" kabul edilmişlerdir. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e açık bir şekilde, tövbe ettikleri için İslâm standartlarına girdiklerini kabul etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Ama onların mü'min olup olmadıkları, kalplerindeki küfür kelimesinin alınıp alınmadığı, kalplerine îmân yazılıp yazılmadığı, 12 tane ihsan alıp almadıkları, Allahû Tealâ tarafından bilinmektedir. Ve Allahû Tealâ; onların inkâr ettiklerini, kalplerine îmân yazılmadığını, mü'min olamadıklarını söylüyor. Ve bu münafıklar, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e bir saldırı düzenleyerek O'na suikaste yeltenmişlerdir.

Allahû Tealâ, konunun sonunu söylüyor: “Artık gerçek anlamda tövbe ederlerse (Allah'a ulaşmayı dilerlerse), Ben onlara derhal 12 tane ihsanda bulunurum. Bu ihsanla, tövbe ederlerse, o zaman mutlaka kurtuluşa, hayra ulaşırlar. Eğer bunu yapmazlarsa, o zaman Allah onları elîm bir azapla, dünyada da, ahirette de azaplandırır. Bundan sonra da onların yeryüzünde bir dostu ve yardımcısı yoktur.”

'Velî', dost; 'nasr' da yardımcı demektir. Allahû Tealâ diyor ki:

18/KEHF-17: Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.
İşte Allahû Tealâ'nın burada "yardımcı" dediği, o mürşiddir. Öyleyse bu âyet aynı zamanda Kehf Suresinin 17. âyet-i kerimesiyle de bir illiyet rabıtası içerisindedir.
close tefsir menu

TEVBE Suresi Tefsiri

TEVBE Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.