Bize Ulaşın | Site Haritası
 Logo

Kuran-ı Kerim Tefsiri

Kelime Kelime Kuran-ı Kerim Lafzı ve Ruhu

 

TEVBE Suresi 16. Ayet-i Kerime Tefsiri

TEVBE-16 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Allahû Tealâ, sahâbenin arasındaki münafıklara hitap ediyor. Münafıklar da, sahâbe de birarada. Hepsi görünürde tövbe etmişler, ama Allah Kendisine ulaştırmayı dilediklerinin tövbesini kabul eder....
       

TEVBE Suresi Âyet - 16 Tefsiri

9 - TEVBE

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)

9/TEVBE-16

 

أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تُتْرَكُواْ وَلَمَّا يَعْلَمِ اللّهُ الَّذِينَ جَاهَدُواْ مِنكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُواْ مِن دُونِ اللّهِ وَلاَ رَسُولِهِ وَلاَ الْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةً وَاللّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Em hasibtum en tutrekû ve lemmâ ya'lemillâhullezîne câhedû minkum ve lem yettehızû min dûnillâhi ve lâ resûlihî ve lâl mu'minîne velîceh(velîceten), vallâhu habîrun bi mâ ta'melûn(ta'melûne).

Yoksa siz Allah’ın, sizden savaşanları ve Allah’tan ve O’nun Resûl'ünden ve mü’minlerden başkasını dost edinmeyenleri bilmesine rağmen, bırakılacağınızı mı sandınız? Ve Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.

1.em: yoksa
2.hasibtum: siz hesap ettiniz, zannettiniz
3.en tutrekû: terkedileceğinizi, bırakılacağınızı
4.ve lemmâ: ve başka dışında, buna rağmen
5.ya'lemi allâhu: Allah bilir
6.ellezîne câhedû: cihad eden kimseler
7.min-kum: sizden
8.ve lem yettehızû: ve ittihaz etmezler (edinmezler)
9.min dûni allâhi: Allah'tan başkası
10.ve lâ resûli-hî: ve onun resûlünün dışında, onun resûlünden başka
11.ve lâ el mu'minîne: ve mü'minlerin dışında, mü'minlerden başka
12.velîceten: dost, sırdaş
13.ve allâhu: ve Allah
14.habîrun: haberdar, haberi olan
15.bi mâ ta'melûne: yaptığınız şeylerden
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ, sahâbenin arasındaki münafıklara hitap ediyor. Münafıklar da, sahâbe de birarada. Hepsi görünürde tövbe etmişler, ama Allah Kendisine ulaştırmayı dilediklerinin tövbesini kabul eder. Sahâbe hüviyetindekiler, Allah'a gerçekten ulaşmayı dileyenlerdir:

49/HUCURÂT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: "Teslim olduk." deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûl'üne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.”
Allah'ın Kendisine ulaştırmayı diledikleri, Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir. Allahû Tealâ bir adım atıyor, seçerek insanlara yardım ediyor, ikinci adımı biz atıyoruz, Allahû Tealâ'ya ulaşmayı diliyoruz. Allahû Tealâ bizi seçiyor. Allah, seçtiklerini imtihana tâbî tutarak onlara yardım ediyor. Harp, bu imtihanlardan bir tanesidir.

Allah Kendisine ulaşmayı dileyenleri mürşitlerine ulaştırır ve tövbelerini gerçekleştirek günahlarını sevaba çevirir. Allah'ın tövbesini kabul etmediği insanlar, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in önünde tövbe etmişler, sahâbeyle aynı görüntüdeler, ama iç dünyaları farklı.

Dilleri diyor ki: “Biz, mü'min olduk.”

Kalpleri diyor ki: “Hayır, burada küfür yazıyor.”

İşte o insanlar, Allah'ın Kendisine ulaştırmayı dilemedikleridir. Ve dilemediklerinin tövbesini Allahû Tealâ kabul etmez. Dileyenler, mutlaka savaşa iştirak ediyorlar. Çünkü şahadet, onlar için varılması gereken en büyük hedef, dünya ve ahiret hediyelerinin en yükseği, en büyük ni'mettir. Peygamberlerle aynı katta, yedinci kat cennetlerin birincisinde olacaklardır.

Öyleyse onlar Allah'ı dost edinenler, Allah'ın Resûl'ünden başkasını dost edinmeyenler ve Allah yolunda şehit olmak için savaşanlardır.
Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız.