Bize Ulaşın | Site Haritası
 Logo

Kuran-ı Kerim Tefsiri

Kelime Kelime Kuran-ı Kerim Lafzı ve Ruhu

 

TEVBE Suresi 114. Ayet-i Kerime Tefsiri

TEVBE-114 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Hz. İbrâhîm'in babasıyla olan ilişkisinde, Hz. İbrâhîm ile Allahû Tealâ arasında başlangıçta bir haberleşme olmadı. Hz. İbrâhîm, babasının Allah'ın yolunda olmadığını, putperestlerden biri olduğun...
       

TEVBE Suresi Âyet - 114 Tefsiri

9 - TEVBE

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)

9/TEVBE-114

 

وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ إِلاَّ عَن مَّوْعِدَةٍ وَعَدَهَا إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُ أَنَّهُ عَدُوٌّ لِلّهِ تَبَرَّأَ مِنْهُ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ لأوَّاهٌ حَلِيمٌ

Ve mâ kânestigfâru ibrâhîme li ebîhi illâ an mev’ıdetin vaadehâ iyyâhu, fe lemmâ tebeyyene lehû ennehu aduvvun lillâhi teberree minhu, inne ibrâhîme le evvâhun halîm(halîmun).

Ve İbrâhîm’in babası için mağfiret dilemesi olamaz (olmaz). Yalnız ona vaadettiği vaad hariç. Fakat onun (babasının), Allah’ın düşmanı olduğu, ona belli olduğu (beyan edildiği) zaman, ondan uzaklaştı. İbrâhîm muhakkak ki evvah (yüreği çok sızlayan)tır, halîm (çok merhametli)dir.

1.ve mâ kâne istigfâru: ve bağışlanma, mağfiret dilemesi olmaz, olamaz
2.ibrâhîme: İbrâhîm
3.li ebî-hi: babası için
4.illâ: yalnız, sadece
5.an mev'ıdetin: vaadden, vaadedilenden dolayı
6.vaade-hâ: ona vaadetti
7.iyyâ-hu: yalnız ona
8.fe lemmâ: artık, olunca
9.tebeyyene: açığa çıktı, belli oldu
10.lehu: ona
11.enne-hu: onun, ... olduğu
12.aduvvun: düşman
13.li allâhi: Allah'a
14.teberree: uzaklaştı, berî oldu
15.min-hu: ondan
16.inne ibrâhîme: muhakkak İbrâhîm
17.le evvâhun: muhakkak, gerçekten çok üzülen, yüreği çok sızlayan, çok yalvaran
18.halîmun: çok merhametli ve çok yumuşak kalpli
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Hz. İbrâhîm'in babasıyla olan ilişkisinde, Hz. İbrâhîm ile Allahû Tealâ arasında başlangıçta bir haberleşme olmadı. Hz. İbrâhîm, babasının Allah'ın yolunda olmadığını, putperestlerden biri olduğunu elbette biliyordu ve ona demişti ki: “Baba sana vahyolunmayan bana vahyolunuyor. Bana tâbî ol ki, seni rüşde ulaştırayım, irşada erdireyim.” Ancak Hz. İbrâhîm'in babası yolunu seçmiştir. O, kâfirlerden birisidir.

Hz. İbrâhîm, babası için bir kurtuluş talebinde bulundu; ama Allahû Tealâ, bunu kabul etmedi ve babasının bir putperest olduğu Hz. İbrâhîm'e, beyan edilip kesinlik kazanınca Hz. İbrâhîm ondan ayrıldı. Ve ne yazık ki babası cehennemlikti. Hz. İbrâhîm babasını kurtarmaya çok çalıştı. Babası buna razı olmadı. Allahû Tealâ'ya, “Benim soyumdan nebîler, resûller nasip kıl bana.” diye talepte bulundu. Allahû Tealâ bu talebi kabul edince, “Babamı da o kurtulanların arasına koy.” dedi. Allahû Tealâ'nın cevabı: “Zalimler, Bizim ahdimize eremez.” oldu.

Hz. İbrâhîm'in talep ettiği şey, insanların ulaşabileceği en son mertebelerdir (salâh makamının 6. ve 7. basamakları). Hz. İsmail onlardan biridir. O da, Hz. İbrâhîm gibi Allahû Tealâ'nın Resûl'üydü ve Nebî Resûl'dü. Çünkü Allahû Tealâ, Hz. İsmail'e de bir şeriat kitabı verdiğini söylüyor.

Hz. İbrâhîm, babasının affını, Allahû Tealâ'nın böyle bir talepte bulunmasına müsaadesiyle, Allah'tan dilemiştir. Ama talebi kabul edilmemiştir. Ve Allahû Tealâ, 113. âyet-i kerimede, münafıkların cehenneme gidecekleri kesinleştiği için, onlar hakkında mağfiret talebinde bulunulmamasını istiyor, “Bulunmak uygun değildir.” diyor. Ve bunların kimler olduğunu sayıyor: Allah'a kul olanlar, oruç tutanlar, namaz kılanlar, Allah yolunda savaşmak için seyahat edenler (Mekke'den Medineye göç edenler)...

Böyle bir dizaynda; Allahû Tealâ'nın özel bir yetki vermesi söz konusudur.
Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız.