Sure sec
TÂHÂ-123 Tefsiri

TÂHÂ Suresi 123. Ayet-i Kerime Tefsiri

TÂHÂ-123 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Allahû Tealâ, Âdem (a.s)'ı da, Havva anamız'ı da onları o duruma düşüren iblisi de birbirine düşman olarak cennetten kovar. Şeytanın en büyük düşmanı insan ve insanın ise şeytandır. Kıyâmete kadar...
share on facebook  tweet  share on google  print  

TÂHÂ Suresi Âyet - 123 Tefsiri

 

قَالَ اهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعًا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَى

Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

1.kâlehbitâ (kale ihbitâ): "ikiniz inin" dedi
2.min-hâ: oradan
3.cemîan: hepiniz
4.ba'du-kum: sizin bir kısmınız
5.li ba'dın
(ba’dukum li ba’dın)
: bir kısmına
: (birbirinize)
6.aduvvun: düşman olarak
7.fe: artık, bundan sonra
8.immâ: fakat, olduğu zaman
9.ye'tiyenne-kum: size mutlaka gelecek
10.min-nî: benden
11.huden: hidayet
12.fe: o zaman, artık
13.men ittebea: kim tâbî olursa
14.hudâye: hidayetim, hidayetçim
15.fe: o zaman, artık
16.lâ yadıllu: dalâlette kalmaz
17.ve lâ yeşkâ: ve şâkî olmaz
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ, Âdem (a.s)'ı da, Havva anamız'ı da onları o duruma düşüren iblisi de birbirine düşman olarak cennetten kovar. Şeytanın en büyük düşmanı insan ve insanın ise şeytandır. Kıyâmete kadar birbirlerine düşman olarak yaşayacaklardır.

Bütün insanlara mutlaka hidayetçiler eliyle hidayet ulaşacaktır. Allah'a ulaşmayı dilemek hidayetin birinci safhasıdır. Ve dileyen kişi dalâletten kurtulmuştur.

13/RA'D-27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”
Burada açık bir şekilde hidayet ve dalâlet kavramları birbirinin zıddı olarak yer almıştır.

Huden, hidayet; hudâye, hidayetçi demektir. tâbî olunan müessese hidayettir. Hidayet, Allah'a teslim olmanın safhalarını gösterir.

Ruhun hidayeti, ruhun teslimi; fizik vücudun hidayeti, fizik vücudun teslimi; nefsin hidayeti, nefsin teslimi; iradenin hidayeti, iradenin teslimidir. Teslimlerle hidayetin safhaları yaşanır. Önce Allah'a ulaşmayı dilemek, sonra mürşide tâbî olmak gerekir. Allahû Tealâ'nın hidayeti getirmesine vesile kıldığı kişi, devrin imamıdır. Kişi tâbî olduğu anda devrin imamının ruhu kişinin başının üzerine gelir. Allahû Tealâ, bu tâbî oluşu açık bir şekilde anlatıyor:

58/MUCÂDELE-22: Lâ tecidu kavmen yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîratehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anhu, ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizballâhi humul muflihûn(muflihûne).
Allah’a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah’a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah’a ve O’nun Resûl’üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razı oldular. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah’ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?
İşte Allah'ın katından gelen o ruh, her devirdeki hidayetçinin ruhudur, o devrin imamıdır:

40/MU'MİN-15: Rafîud deracâti zûl arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzira yevmet telâk(telâkı).
Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah’a ulaşmayı dilediği için Allah’ın da Kendisine ulaştırmak istediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
Devrin imamının ruhu kişinin başının üzerine gelip yerleşir. O anda kişinin ruhu vücudunu terkeder ve Allah'a doğru yola çıkar. İşte böyle bir tövbe Furkân-70'de yer alıyor.

25/FURKÂN-69: Yudâaf lehul azâbu yevmel kıyâmeti ve yahlud fîhî muhânâ(muhânen).
Kıyâmet günü onun azabı kat kat artar. Ve orada alçaltılmış olarak ebediyyen kalır.
25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).
25/FURKÂN-71: Ve men tâbe ve amile sâlihan fe innehu yetûbu ilâllâhi metâbâ(metâben).
Ve kim (mürşidi önünde) tövbe eder ve salih amel (nefs tezkiyesi) işlerse, o taktirde muhakkak ki o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a ulaşır (hayattayken ruhu Allah’a ulaşır).
Allahû Tealâ böyle bir tövbe işleminin yapıldığını, sonucunda tâbiinin sahâbeye, ensar ve muhacirine tâbî olduğunu ifade ediyor:

9/TEVBE-100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
Görülüyor ki tâbiiyet, hidayetçiye tâbî olmaktır.
Hafız Abu Bakr al Shatri sesinden TÂHÂ Suresi - 123 dinle!
Kur'ân dinlemeye başlamak için bir Hafız seçiniz.
close tefsir menu

TÂHÂ Suresi Tefsiri

TÂHÂ Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.