Sure sec
NÛR-40 Tefsiri

NÛR Suresi 40. Ayet-i Kerime Tefsiri

NÛR-40 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Allahû Tealâ bu âyet-i kerimede, kâfirlerin karanlık kalplerinden bahsetmektedir. İnsanların kalpleri Allahû Tealâ'yı zikretmedikleri sürece karanlıklarla doludur. Bu karanlıklar, o kişilerin kalp...
share on facebook  tweet  share on google  print  

NÛR Suresi Âyet - 40 Tefsiri

 

أَوْ كَظُلُمَاتٍ فِي بَحْرٍ لُّجِّيٍّ يَغْشَاهُ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِ سَحَابٌ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَا أَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرَاهَا وَمَن لَّمْ يَجْعَلِ اللَّهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِن نُّورٍ

Ev ke zulumâtin fî bahrin lucciyyin yagşâhu mevcun min fevkıhî mevcun min fevkıhî sehâbun, zulumâtun ba’duhâ fevka ba’dın, izâ ahrace yedehu lem yeked yerâhâ ve men lem yec’alillâhu lehu nûren fe mâ lehu min nûr(nûrin).

Veya derin denizdeki karanlıklar gibidir. Onun üstünü, dalga üstüne dalga kaplar. Onun üzerinde de bulutlar vardır. Karanlık üstüne karanlıktır, elini çıkarttığı zaman neredeyse onu göremez. Ve Allah, kime nur kılmamışsa (vermemişse) artık onun için bir nur yoktur.

1.ev: veya
2.ke zulumâtin: karanlıklar gibidir
3.fî bahrin: denizde
4.lucciyyin: (çok) derin
5.yagşâ-hu: onu örter, kaplar
6.mevcun: dalga
7.min fevkı-hi: onun üstünden
8.mevcun: dalga
9.min fevkı-hi: onun üstünden
10.sehâbun: bulutlar
11.zulumâtun: karanlıklar
12.ba'du-hâ: onun bir kısmı
13.fevka: üzerinde, üstünde
14.ba'dın: bir kısım
15.izâ ahrace: çıkardığı zaman
16.yede-hu: onun eli
17.lem yeked yerâ-hâ: neredeyse onu göremez
18.ve men: ve kimse
19.lem yec'alillâhu (yec'ali allâhu): Allah kılmazsa
20.lehu: onu, ona
21.nûren: nur
22.fe: artık
23.mâ lehu: onun için yoktur
24.min nûrin: (nurlardan) bir nur
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ bu âyet-i kerimede, kâfirlerin karanlık kalplerinden bahsetmektedir. İnsanların kalpleri Allahû Tealâ'yı zikretmedikleri sürece karanlıklarla doludur. Bu karanlıklar, o kişilerin kalplerini her açıdan tam olarak kaplar. Nasıl yanmakta olan bir mumun dibine ışık ulaşamazsa o kalbe de hiçbir zaman Allah'ın nuru giremez. Kişi, Allah'ı dilemediyse böyle bir şey mümkün değildir. Denizin zifirî karanlığında kişi eline baksa göremez. Nefsinin kalbi baştan aşağı afetlerle doludur. Afetler "küfür" kelimesinin etrafında kümelenmişlerdir. Kalp, zifirî karanlıktır. Ve Allahû Tealâ kime nur vermemişse artık onun için bir nur yoktur. Ancak kişi Allah'a ulaşmayı dilerse, Allah onun göğsünden kalbine bir nur yolu açar:

6/EN'ÂM-125: Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrahu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrahu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime (İslâm’a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine azap verir.
Allah'ın insanın göğsünü şerhetmesi, Allah'tan gelecek olan nurların girmesi için bir yolu açması demektir. Bu kişi, zikir yapmaya başlar. Allah'tan rahmet ve fazl, kişinin göğsüne gelir, göğsünden kalbine ulaşır. %2 kadar rahmet nuru kalbe girer. Böylece kalp, %2 de olsa aydınlanmaya başlar. Bu kişi mürşidine ulaşamazsa daha fazla bir aydınlık oluşmaz. Ama kişi hacet namazı ile mürşidini Allah'tan sorarsa Allah kişiye mürşid sevgisi verir ve irşad makamına ulaştırır ve kalbinin içine îmânı yazar. Îmân kelimesi, fazl adındaki nurları kendisine çeken güce sahiptir. Allah'ın katından gelen fazıllar îmân kelimesinin etrafında toplanmaya başlar. İşte bu, o kalpte nur toplanmasıdır. Allah'ın nur adı verilen rızkını fizik vücudun nefse infâk etmesiyle olay tahakkuk eder.

Kim nuru haketmemişse yani Allah'a ulaşmayı dilememişse Allah ona nur göndermez. Zaten kişi nurun gereği olan işlemleri de hiçbir zaman yapmayacaktır.

Allah'a ulaşmayı dilemeyen, küfürde kalanlar için bir nur yoktur. Kişi Allah'a ulaşmayı dilemediği için şartlar müsait değildir. Bütün yollar kapalıdır. Kalbin içinde ekinnet vardır. Ve bu kişi, Allah'ın nur vermediği; bir başka ifadeyle Rahmân (rahmet nuru) esmasıyla ve Rahîm (fazl nuru) esmasıyla tecelli etmediği kişidir. Etmezse, kişinin kalbinin mührü açılmayacaktır. Kalbindeki mühür alınmayacaktır. Göğsünden kalbine nur yolu açılmayacaktır ve bir mürşide ulaşsa da kalbine îmân yazılmayacaktır. Bu sebeple nefs tezkiyesi yapması yani kalbine nur ulaşması mümkün değildir. Rahîm esması tecelli etmedikçe kişi zikir yapsa da kişi bir mürşide ulaşsa da hiçbir anlamı yoktur, fazl nurları kalbe ulaşamayacağı için nefs tezkiyesi gerçekleşmez. Allah'ın Rahmân ve Rahîm esmalarıyla tecellisi olmadıkça insanlar hiçbir zaman Allah'ın Nur'una ulaşamazlar.
Hafız Abu Bakr al Shatri sesinden NÛR Suresi - 40 dinle!
Kur'ân dinlemeye başlamak için bir Hafız seçiniz.
close tefsir menu

NÛR Suresi Tefsiri

NÛR Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.