Sure sec
LOKMÂN-22 Tefsiri

LOKMÂN Suresi 22. Ayet-i Kerime Tefsiri

LOKMÂN-22 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Burada açık bir şekilde fizik vücudun Allah'a teslim edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Allahû Tealâ diyor ki: 4/NİSÂ-125: Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vetteb...
share on facebook  tweet  share on google  print  

LOKMÂN Suresi Âyet - 22 Tefsiri

 

وَمَن يُسْلِمْ وَجْهَهُ إِلَى اللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى وَإِلَى اللَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِ

Ve men yuslim vechehu ilâllâhi ve huve muhsinun fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, ve ilâllâhi âkibetul umûr(umûri).

Ve kim muhsin olarak vechini Allah’a teslim ederse, o taktirde sağlam bir kulba tutunmuş olur. Ve işlerin sonucu Allah’a (ulaşır).

1.ve men: ve kim
2.yuslim: teslim eder
3.veche-hu: vechini
4.ilâllâhi (ilâ allâhi): Allah'a
5.ve huve: ve o
6.muhsinun: muhsin olarak
7.fe: o zaman, o taktirde
8.kad: olmuştu
9.istemseke: tutundu
10.bi: ... e
11.el urveti el vuskâ: sağlam kulp
12.ve ilâllâhi (ilâ allâhi): ve Allah'a
13.âkibetu: akıbet, son, sonuç
14.el umûri: emirler, işler
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Burada açık bir şekilde fizik vücudun Allah'a teslim edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Allahû Tealâ diyor ki:

4/NİSÂ-125: Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen). Vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen).
Ve hanif olarak Hz. İbrâhîm’in dînine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederek muhsin olan kimseden, dînen daha ahsen kim vardır. Ve Allah, Hz. İbrâhîm’i dost edindi.
Kişi vechini Allah'a teslim edince sağlam bir kulba yapışmış olur. Nefsin Allah'a teslimi konusunda sağlam bir zemindedir. Fizik vücudun teslimini mutlaka daimî zikir kovalar. Ve eğer iradesini kullanır da Allahû Tealâ'dan daimî zikre ulaşmak tarzında bir talebi olursa, Allah bu talebi kabul etmişse o kişi sağlam bir kulba yapışmıştır. Aynı ifadeler Bakara Suresinin 256 ve 257. âyetlerinde geçmektedir:

2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Dînde zorlama yoktur. irşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.
2/BAKARA-257: Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.
Allah'a ve cennete götüren yolla, şeytana ve cehenneme götüren yol birbirinden tamamen ayrılır. Birisi rüşd; diğeri gayy yoludur:

7/A'RÂF-146: Se asrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîlâ(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).
Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.
Aynı durum, aynı standartlarda geliyor, Bakara Suresinin 256. ve 257. âyet-i kerimelerinde:

2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Dînde zorlama yoktur. irşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.
2/BAKARA-257: Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.
Kişi Allah'a ulaşmayı dilemişse Allah onu mutlaka Kendisine ulaştıracağı için Allah'tan kopması mümkün olmayan bir kulba sımsıkı sarılmıştır. Çünkü Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesinde sözü var:

42/ŞÛRÂ-13: Şeraa lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Bu Allah'ın öyle bir sözü ki mutlaka Kendine ulaştıracak ama kişi ne zaman Allah'a ulaşmayı dilerse. Bir kişi eğer bu noktada Allah'a fizik vücudunu teslim etmeyi şu inançla dilerse: “Ben Allah'a ulaşmayı diledim. Allah'ın sözü yerine geldi. Allah beni kendisine ulaştırdı. Ben fizik vücudumu da teslim etmeyi diliyorum. Bu inancın sahibi olarak Seni kendime vekil ettim.” O zaman kişi emin oluyor ki mutlaka Allah fizik vücudunu da teslim alacaktır. Bu ikinci defa urvetul vuskaya sarılmadır.

Lokmân Suresinin 22. âyet-i kerimesi ise üçüncü defa urvetul vuskaya sarılmayı ifade ediyor, nefsin teslimi için. Bu sağlam kulp Allah'ın sözüdür. Kim fizik vücudunu Allah'a teslim eder de inanırsa ki Allah onu mutlaka daimî zikre ulaştıracaktır, işte bu o kişinin tutunduğu kulptur. Ve kişi bu îmânın sahibi olursa işlerin sonu Allah'a dayanır. Allah'ın sizin için yapmayacağı şey yoktur.

Allah'a ulaşmayı dilemenizle, Allah sizi Kendisine ulaştırdı. Fizik vücudun teslimi, 2. urvetul vuska ve 3. urvetul vuska nefsin teslimidir.

Urvetul vuska öyle bir inanç seviyesi ki, o seviyede, normal bir akıl sahibi insan için vücut bulması mümkün olmayan şeyler o inanç sahibi kişi için mutlaka gerçekleşir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) diyor ki: “Dua ettiğiniz zaman duanın gerçekleşeceğine inanın.” Bu, Allahû Tealâ'nın son derece önemli bir kanunudur. Ne kadar îmânınız varsa adım adım daha çok îmânı, daha çok îmânı, daha çok îmânı verir. Îmânınız ne kadarsa Allah mutlaka oraya ulaştırır, onu mutlaka verir. İnanırsanız ruh tayyi mekânı yapacağınıza bir gün onu gerçekleştirir. Nefs tayyi mekânı yapacağınıza inanırsanız bir gün onu gerçekleştirir. Fizik vücut tayyi mekânı yapacağınıza inanırsanız mutlaka Allahû Tealâ bunu yapacaktır, şeklinde kesin bir îmânın sahibi olursanız, Allahû Tealâ her halükârda mutlaka onu gerçekleştirecektir. O zaman siz Allah'ı vekil tayin edersiniz ve Allah'ın size sunduğu, sizi oraya ulaştıracak olan kulba îmânınız ölçüsünde sımsıkı yapışırsınız. Îmânın ölçüsü ile kulba yapışmak arasındaki oran aynıdır.
Hafız Abu Bakr al Shatri sesinden LOKMÂN Suresi - 22 dinle!
Kur'ân dinlemeye başlamak için bir Hafız seçiniz.
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.