Bize Ulaşın | Site Haritası
 Logo

Kuran-ı Kerim Tefsiri

Kelime Kelime Kuran-ı Kerim Lafzı ve Ruhu

 

İSRÂ Suresi 36. Ayet-i Kerime Tefsiri

İSRÂ-36 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Peygamber Efendimiz (S.A.V), sadece risalet mevkiinde değil, aynı zamanda nübüvvet mevkiindedir. Nebî ve Resûl olarak asaleten Devrin İmamı'dır. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmayarak, Allah'ın ...
       

İSRÂ Suresi Âyet - 36 Tefsiri

17 - İSRÂ

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)

17/İSRÂ-36

 

وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً

Ve lâ takfu mâ leyse leke bihî ilmun, innes sem’a vel basara vel fuâde kullu ulâike kâne anhu mes’ûlâ(mes’ûlen).

Ve (hakkında) ilmin olmayan bir şeyin ardına düşme (karışma) (açıklamaya çalışma)! Muhakkak ki işitme, görme ve idrak, onların hepsi, ondan (takfu’dan) mesul (sorumlu) oldu (mesuldürler).

1.ve lâ takfu
(kafâ)
: ve ardına düşme
: (ardından yürüdü)
2.: şey
3.leyse: değil, yok, olmaz
4.leke: senin
5.bi-hi: onu, onun
6.ilmun: ilim, bilgi
7.inne: muhakkak
8.es sem'a: işitme
9.ve el basara: ve görme
10.ve el fuâde: ve idrak
11.kullu: hepsi
12.ulâike: işte onlar, onlar
13.kâne: oldu
14.an-hu: ondan
15.mes'ûlen: mesul, sorumlu
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Peygamber Efendimiz (S.A.V), sadece risalet mevkiinde değil, aynı zamanda nübüvvet mevkiindedir. Nebî ve Resûl olarak asaleten Devrin İmamı'dır. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmayarak, Allah'ın konuşturmadığı bir standartta kendisinden bir açıklama yaparsa bunu kendi basar (görme), sem'î (işitme), fuad (idrak) hassalarının hudutları içerisinde yapabilir. Allahû Tealâ, O'nun bundan sakınmasını, sadece Allah'ın O'na vahyettiğini söylemesini istemektedir. Yoksa başka insanları yanıltabilir.

Risalet ve nübüvvet müessesesi; resûlün, nebînin bilmediği, henüz öğrenmediği şeyleri başkasına öğretmesinin Allah tarafından yasaklandığı bir hüviyet taşır.

Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e hitap ederken aslında herkese hitap ediyor. Elbette Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in kendinden bir şey söylemesi söz konusu değildir. Hitap, O'na gibi görünse de belki onun dışında herkesedir.
Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız.