Bize Ulaşın | Site Haritası
 Logo

Kuran-ı Kerim Tefsiri

Kelime Kelime Kuran-ı Kerim Lafzı ve Ruhu

 

ENFÂL Suresi 30. Ayet-i Kerime Tefsiri

ENFÂL-30 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in İslâm'ı yaymaya çalıştığı o günlerde her zaman tehlike vardı. O'nu yakalamak, öldürmek düşmanların temel gayesi haline gelmişti. O'nun, Allahû Tealâ'nın kendisine em...
       

ENFÂL Suresi Âyet - 30 Tefsiri

8 - ENFÂL

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)

8/ENFÂL-30

 

وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُواْ لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّهُ وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ

Ve iz yemkuru bikellezîne keferû li yusbitûke ev yaktulûke ev yuhricûke ve yemkurûne ve yemkurullâh(yemkurullâhu), vallâhu hayrul mâkirîn(mâkirîne).

Ve o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek (çıkarmak) için tuzak kuruyorlardı. Ve onlar, bu tuzağı kuruyorlarken; Allah da tuzak kuruyordu. Ve Allah, tuzak kuranların (karşılık verenlerin) en hayırlısıdır.

1.ve iz yemkuru: ve tuzak (pusu) kuruyorlardı
2.bi-ke: sana
3.ellezîne keferû: kâfir olan kimseler, inkâr eden kimseler
4.li yusbitû-ke: seni tutuklamak, bağlamak için
5.ev: veya
6.yaktulû-ke: seni öldürürler
7.ev: veya
8.yuhricû-ke: seni sürgün ederler, çıkarırlar
9.ve yemkurûne: ve hile, tuzak kuruyorlar
10.ve yemkuru allâhu: ve Allah tuzak kurar
11.ve allâhu: ve Allah
12.hayru el mâkirîne: tuzak kuranların en hayırlısıdır
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in İslâm'ı yaymaya çalıştığı o günlerde her zaman tehlike vardı. O'nu yakalamak, öldürmek düşmanların temel gayesi haline gelmişti. O'nun, Allahû Tealâ'nın kendisine emrettiklerini yerine getirmekten, onu yaymaktan vazgeçmeyeceğini Mekke'dekiler biliyordu. Bu sebeple, O'nu ortadan kaldırmanın en kestirme çare olacağına inanıyorlardı. Putperestler, putlara karşı çıktığı için O'na karşı çıkıyorlardı. İnsanların putları ziyaret için Mekke'ye gelmesi onlar için ticarî bir olaydı.

İşte böyle bir ortamda, düşmanların kurdukları tuzaktan kaçan Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile Hz. Ebubekir, bir mağaraya sığındılar. Bir örümcek onların hemen arkasından mağaranın ağzını, ağ ile örmüştü. O mağarada, beklerlerken, düşmanlar onların izlerini takip edip mağaraya kadar ulaştılar ve mağaranın ağzında içeri girip girmeme konusunda tartıştılar. Çünkü gözden kaybolan kişiler, oraya girmiş olsalardı örümcek kısa bir zaman devresi içerisinde o ağı öremezdi. Örümceğin ağı orada olduğuna göre hiç kimsenin içeriye girmesinin mümkün olmadığına karar verdiler.

Peygamber Efendimiz (S.A.V), Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e bir kötülük gelecek diye çok hüzünlenen Hz. Ebubekir'e diyor ki: “Ya Ebabekir, şimdi gözlerini kapa, elini nabzına koy ve kalbinin her çift atışında, çift heceyle Allah kelimesini söylemeye başla. Kalbinle paralel, içindeki sesle söyleyeceksin, dilini de kıpırdatmayacaksın.”

Ve böylece hâfi (sessiz) zikir gerçekleşti.

Bir kısım tasavvuf mensupları, Hz. Ebubekir'den gelen hâfi zikir, bir kısmı da Hz. Ali'den gelen cehrî zikir sahibidirler. Cehrî zikir, açıktan Allah ismiyle, sesle yapılır. Her ikisi de Allahû Tealâ'nın emridir. Hangi taraf, hangi emri uygularsa uygulasın Allah ikisini de kabule şayan görür. Görüldüğü gibi, onların tuzaklarına karşı tabiatıyla Allahû Tealâ da tuzakla cevap veriyor.
Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız.