Sure sec
EN'ÂM-152 Tefsiri

EN'ÂM Suresi 152. Ayet-i Kerime Tefsiri

EN'ÂM-152 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Allahû Tealâ, yetimin malı konusunda kesin emrini vermektedir. Yetimlerin malı yetimlere aittir. Vasilere; yetimlerin dışında bulunan büyükler, anne, babaları öldükten sonra yetimleri korumaları a...
share on facebook  tweet  share on google  print  

EN'ÂM Suresi Âyet - 152 Tefsiri

 

وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوْفُواْ الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ لاَ نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُواْ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى وَبِعَهْدِ اللّهِ أَوْفُواْ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Ve lâ takrabû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddehu, ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).

Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

1.ve lâ takrabû: ve yaklaşmayın
2.mâle: mal
3.el yetîmi: yetim
4.illâ: dışında, ...'den başka
5.bi elletî: ki ona
6.hiye: o
7.ahsenu: en güzel
8.hattâ: oluncaya kadar
9.yebluga: erişir, yetişir, gelir
10.eşudde-hu: onun en kuvvetli çağı, erginlik çağı
11.ve evfû: ve vefa edin, ifa edin, yerine getirin
12.el keyle: ölçü, ölçek
13.ve el mîzâne: ve tartı, terazi, mizan
14.bi el kıstı: adaletle
15.lâ nukellifu: biz sorumlu tutmayız
16.nefsen: bir nefs, kişi, kimse
17.illâ: dışında, ...'den başka
18.vus'a-hâ: onun gücü, kapasitesi
19.ve izâ: ve olduğu zaman
20.kultum: siz (söz) söylediniz
21.fa'dilû (fe ı'dilû): artık adaletli olun
22.ve lev kâne: ve olsa bile
23.zâ kurbâ: yakınlık sahibi, akraba, yakınınız
24.ve bi ahdi allâhi: ve Allah'ın ahdi
25.evfû: vefa edin, ifa edin, yerine getirin
26.zâlikum: işte böyle
27.vassâ-kum: size vasiyet etti, emretti, farz kıldı
28.bi-hi: onunla, onu
29.lealle-kum: umulur ki böylece siz, böylece siz ... diye
30.tezekkerûne: siz tezekkür edersiniz
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ, yetimin malı konusunda kesin emrini vermektedir. Yetimlerin malı yetimlere aittir. Vasilere; yetimlerin dışında bulunan büyükler, anne, babaları öldükten sonra yetimleri korumaları altına alanlar ve sahipleri altına alanlara, yetimin malına kendilerine menfaat çıkarmak açısından kesinlikle yaklaşmamaları açık bir şekilde emrediliyor. Buluğa erdikleri zaman da Allahû Tealâ'nın emri, mutlaka onlara mallarını teslim etmek, kendi mülkleri olarak kullanmalarını temin etmek, o konuda da yardımcı olmaktır. Eğer bir teraziyle iş yapan birisi tartıyı kendi lehine kullanıyorsa yani eksik tartıyorsa devamlı haram yiyor demektir. O, onun gideceği yeri kesinlikle cehennem kılar. Allahû Tealâ, “Ölçüyü, tartıyı adaletle yerine getirin. Biz kimseyi gücünün dışında sorumlu tutmayız. Nefsi mükellef tutmayız. Onun kapladığı alan içerisi hariç, onun vasi olduğu alan yani ona hangi gücü verdiysek, o kişiden istediğimiz şey, o gücün içinde kalır. O büyük gün, ona verdiğimiz imkânın muhassalasını (semerisini, sonucunu) isteriz. Daha fazlasını istemeyiz. Kim neyi yapabilecek kapasitede ise ondan sadece o kapasiteyi isteriz. Yakınınız olsa bile, yakınınız hakkında şehadet ediyorsanız bile mutlaka doğruyu söyleyin. Ve Allah'ın ahdini yerine getirin.” diyor.

“Ve bi ahdillâhi evfû” ki siz onunla Allahû Tealâ'nın size vasiyet ettiği emrini yerine getirin.Burası bu âyetin en önemli bölümüdür. Allahû Tealâ “Allah'ın ahdi” diyor. Allah'ın ahdi, Allah'ın bize olan vasiyetidir. Bu vasiyet:
  1. Ruhumuzu Allah'a teslim etmeyi
  2. Fizik vücudumuzu Allah'a teslim etmeyi
  3. Nefsimizi Allah'a teslim etmeyi
  4. İrademizi Allah'a teslim etmeyi ihata eder, muhtevası içine alır.
Allahû Tealâ, vasiyetini böyle yapmasına rağmen bunun karşılığında bizden istediği yemin, misak, ahde baktığımız zaman vasiyetin son bölümünün bizden yemin ile istenmediğini görüyoruz. Karşılık olarak yemin tarzında bir şey söyleyerek, emri üstlenmemizi Allahû Tealâ emretmiyor. Ruhumuzu Allah'a ulaştıracağımıza dair bizden MİSAK almış. Fizik vücudumuzu şeytana kul olmaktan kurtarıp, Allah'a kul edeceğimize dair bizden AHD almış. Nefsimizi Allah'a teslim edeceğimize dair bizden YEMİN almış. Böylece üçüne MİSAK, AHD ve YEMİN diyoruz. Bunlar bizim Allah'a verdiğimiz YEMİN, MİSAK ve AHD'imizdir. Bunların ötesinde irademizin teslimine dair bizden MİSAK almış.

Ahdimiz, fizik vücudumuzun Allah'a teslimini içeriyor. Ama Allah'ın ahdi, Allah'ın bizden istedikleri yani Allah'ın bize olan vasiyeti ki farzın temelini vasiyet oluşturur, bunların ötesindedir. Allahû Tealâ, irademizi de Allah'a teslim etmemizi istiyor.

Allahû Tealâ, A'râf Suresi 172. âyet-i kerimede Âdemoğulları'nın üzerine nefslerine şahit tuttuğunu buyurduktan sonra “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyuruyor. Hepimizin cevabı “Evet” oluyor. Yani “Sen bizim Rabbimizsin” diye ikrar ediyoruz.

7/A'RÂF-172: Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne).
Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”
Rabbimiz bu konunun devamını Mâide Suresinin 7. âyet-i kerimesinde bize hatırlatıyor ve buyuruyor.

5/MÂİDE-7: Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).
Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın. Allah’a karşı takvâ sahibi olun, Muhakkak ki Allah göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir.
Burada, daha önce ruhumuzdan misak, fizik vücudumuzdan ahd, nefsimizden yemin adlı yeminleri alan Rabbimiz, irademizi de Allah'a teslim etmemiz istikametinde irademizi bağlayan bir misak aldığını buyuruyor. Bu da dördüncü yeminimizdir.

Allah'ın ahdi bizim irademizin misakine eşittir. Bu âyet-i kerimede (En'âm-152) Rabbimiz, “Allah'ın ahdini yerine getirin.” buyurmakla direkt olarak irademizin verdiği misaki yerine getirmemizi emrediyor. İrademizin misaki en son teslimimizin yerine gelmesi demektir. Bunun yerine gelebilmesi için de, daha önceki safhalarda:
  1. Ruhumuzun misakini (21. basamakta)
  2. Fizik vücudumuzun ahdini (25. basamakta)
  3. Nefsimizin yeminini (26. basamakta) yerine getirmiş olmamız gerekir.
İrademizin teslimi ve irademize ait misakin yerine getirilmesi ise 28. basamağın 4. kademesindedir. Allah'ın vasiyeti ise dört teslimimizin birden yerine getirilmesini ifade eder.

Öyleyse görülüyor ki, iradenin bağlanması, müzeyyen olma şartına bağımlı, müzeyyen olma ise daimî zikre ulaşan bir kişide yaşarsa otomatik olarak olgunlaşan bir meyvedir. Kişiyi mutlaka bu noktaya ulaştıracaktır. Onun için Allahû Tealâ, insanlardan bu konuda bir söz almak gereğini duymamış ama vasiyet ruhun, vechin ve nefsin tesliminden sonra iradenin teslimini de içerir. Buradan Allahû Tealâ, 'ahdallahi' Allah'ın ahdi dediği zaman bu, vasiyettir.

Vasiyet; üç vücudumuzun tesliminin ötesinde irademizin teslimini de içerir. Ama Allahû Tealâ, diğerleri konusunda ruhumuzu Allah'a teslim edeceğimize dair bizden misak almış, fizik vücudumuzu Allah'a teslim edeceğimize dair ahd almış, nefsimizi Allah'a teslim edeceğimize dair yemin almış, ama irademizi Allah'a teslim edeceğimize dair bir söz almamıştır.

Böylece bütün insanlar için Allah ile olan ilişkilerde bir dizayn söz konusudur. Bu âyet, Mâide Suresinin 7. âyet-i kerimesi ile bir illiyet rabıtası içerisindedir.

Allahû Tealâ'nın bize vasiyet ettiği dizayn net bir şekilde orada da belirtilmiştir. Bilin ki; Allahû Tealâ, hepinizin ruhunuzu da, vechinizi de, nefsinizi de mutlaka Allah'a teslim etmenizi üzerinize farz kılar. Bu Allahû Tealâ'nın farz emridir. Öyleyse dizayn budur. Vasiyet ise bütün muhtevayı kaplayan, sizi herşeyinizle ruhunuzla, vechinizle, nefsinizle, iradenizle Allah'a teslime götüren, Allah'ın bir temel emridir.
close tefsir menu

EN'ÂM Suresi Tefsiri

EN'ÂM Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.