Sure sec
EN'ÂM-151 Tefsiri

EN'ÂM Suresi 151. Ayet-i Kerime Tefsiri

EN'ÂM-151 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Anne, baba sizlerin dünyaya gelmesine sebebiyet verenlerdir. Allahû Tealâ, onları, ona vasıta kıldığı için siz varsınız, yoksa hayatta olmazdınız. Varoluş sebebiniz Allah'ın tayin ettiği bu iki in...
share on facebook  tweet  share on google  print  

EN'ÂM Suresi Âyet - 151 Tefsiri

 

قُلْ تَعَالَوْاْ أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلاَّ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَلاَ تَقْتُلُواْ أَوْلاَدَكُم مِّنْ إمْلاَقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلاَ تَقْرَبُواْ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ ذَلِكُمْ وَصَّاكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Kul teâlev etlu mâ harrame rabbukum aleykum ellâ tuşrikû bihî şey’â(şey’en), ve bil vâlideyni ihsânâ(ihsânen), ve lâ taktulû evlâdekum min imlak(imlakin), nahnu nerzukukum ve iyyâhum, ve lâ takrabûl fevâhışe mâ zahera minhâ ve mâ batan(batane), ve lâ taktulûn nefselletî harramallâhu illâ bil hakk(hakkı), zâlikum vassâkum bihî leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).

De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım; O’na bir şeyi ortak koşmayın. Anne, babaya ihsanla davranın. Yokluk (fakirlik) sebebiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de yalnız Biz rızıklandırırız. Kötülüğün açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haklı olmanız hariç kimseyi öldürmeyin ki; onu Allah haram kıldı. İşte bunları size vasiyet (emir) etti. Böylece siz, akıl edersiniz.”

1.kul: de (ki)
2.teâlev: gelin
3.etlu: okuyayım
4.: şey, şeyler, ne, neler
5.harrame: haram kıldı
6.rabbu-kum: sizin Rabbiniz
7.aleykum: size
8.ellâ (en lâ) tuşrikû: ortak (koşmamanız) koşmayın
9.bi-hi: ona
10.şey'en: bir şeyi
11.ve bi el vâlideyni: ve anne babaya
12.ihsânen: ihsanla davranma
13.ve lâ taktulû: ve öldürmeyin
14.evlâde-kum: evlâtlarınız, çocuklarınız
15.min imlakin: yokluktan, yoksulluktan, fakirlikten
16.nahnu: biz
17.nerzuku-kum: sizi biz rızıklandırırız
18.ve iyyâ-hum: ve onları da yalnız (biz)
19.ve lâ takrabû el fevâhışe: ve kötülüğe yaklaşmayın
20.mâ zahere: zâhir olan, açık olan
21.min-hâ: ondan (onun)
22.ve mâ batane: ve gizli olan
23.ve lâ taktulû en nefse: ve kimseyi öldürmeyin
24.elletî harrame allâhu: ki onu Allah haram kıldı
25.illâ bi el hakkı: haklı olmak hariç
26.zâlikum: işte böyle
27.vassâ-kum: size vasiyet etti, emretti, farz kıldı
28.bi-hi: onunla
29.lealle-kum: umulur ki böylece siz
30.ta'kılûne: siz akıl edersiniz
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Anne, baba sizlerin dünyaya gelmesine sebebiyet verenlerdir. Allahû Tealâ, onları, ona vasıta kıldığı için siz varsınız, yoksa hayatta olmazdınız. Varoluş sebebiniz Allah'ın tayin ettiği bu iki insandır. Anne ve babanızı üzmeyin. Hele son demlerini yaşıyorlarsa o zaman özellikle buna dikkat edin ki; onlar rahmetli olduktan sonra boşuna geçmişe bakıp, hatalarınız yüzünden üzülmeyesiniz. Bunu, onlar hayatta iken yapmak mecburiyetindesiniz. Bu güzelliği, onlara en güzel davranışla davranarak, onlar hayatta iken siz yaşamak mecburiyetindesiniz. Onlar yaşlıdır. Bir ayakları çukurdadır. Annenize babanıza, son demlerinde güzel davranmazsanız, onları mutlu edecek olan fedakârlıklarda bulunmazsanız, onlar öldükten sonra çok üzülürsünüz; “Keşke sağ olsaydı da onu böylesine üzgün göndermeseydim bu dünyadan. Evlâdına, ona eziyet eden biri gibi bakmasını önleseydim.” demek zorunda kalırsınız. Çok dikkat edin, annenizi, babanızı mutlu kılmaya çalışın.

Allahû Tealâ, “Çocuklarınızı öldürmeyin.” diyor. Müşriklerde bir âdet vardı. Kız çocuklar, küçücükken, belki rızık bulamayız da onları açlıktan öldürürüz fikri ile diri diri mezara gömülüyorlardı. Allahû Tealâ, bunun boş bir şey olduğunu, rızkı verenin, kazananın onlar değil, Allah olduğunu söylüyor. Tabii kısas da olsa öldürmezseniz, Allahû Tealâ, bunun sizin için daha hayırlı olduğunu söylüyor. Bu konuda üç âyet-i kerime vardır:

1. âyet: Kısas, sizden evvelkilere olduğu gibi sizin de üzerinize yazıldı.

2/BAKARA-178: Yâ eyyuhâllezîne âmenû kutibe aleykumul kısâsu fîl katlâ el hurru bil hurri vel abdu bil abdi vel unsâ bil unsâ fe men ufiye lehu min ahîhi şey’un fettibâun bil ma’rûfi ve edâun ileyhi bi ihsân(ihsânin), zâlike tahfîfun min rabbikum ve rahmetun, fe meni’tedâ ba’de zâlike fe lehu azâbun elîm(elîmun).
Ey âmenû olanlar! Katl (öldürülme) konusunda kısas üzerinize yazıldı (size farz kılındı). Hüre hür, köleye köle, dişiye dişi (kısas olunur), fakat kim, onun (öldürülenin) kardeşi tarafından bir şey ile (bir diyet karşılığı) affolunursa (bağışlanırsa), o taktirde gereken, örfe tâbî olunması ve ona (affedene), (diyetin) ihsanla ödenmesidir. İşte bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra haddi aşarsa (saldırıya kalkarsa) o zaman onun için elîm bir azap vardır.
2. âyet: Ama affederseniz sizin için çok daha hayırlıdır.

5/MÂİDE-45: Ve ketebnâ aleyhim fîhâ ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curûha kısâs(kısâsun) fe men tesaddeka bihî fe huve keffâratun lehu ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Onun içinde (Tevrat’ta) onlara, cana can ile, göze göz ile, buruna burun ile, kulağa kulak ile, dişe diş ile ve yaralamalara karşı kısas olduğunu yazıp farz kıldık. Kim onu bağışlar da (kısas hakkından vazgeçerse) artık o kendisi için (günahlarına) kefâret olur. Ve kim, Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar zalimlerdir.
3. âyet: Onlar kötülüğe karşı iyilikle hareket edenlerdir. Kötülüğe karşı iyilikle hareket edin. Seyyiati hasenatla söndürün.

41/FUSSİLET-33: Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne).
Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
41/FUSSİLET-34: Ve lâ testevîl hasenetu ve lâs seyyietu, idfa’ billetî hiye ahsenu fe izâllezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîm(hamîmun).
Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.
41/FUSSİLET-35: Ve mâ yulakkâhâ illâllezîne saberû, ve mâ yulakkâhâ illâ zû hazzın azîm(azîmin).
Ona (kötülüğü iyilikle karşılama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden başkası ulaştırılmaz.
Bütün sahâbe, seyyiati hasenatla önleme noktasına ulaşmışlardır. Birbirlerinin can düşmanıyken Allah, kalplerini telif ettikten sonra birbirlerinin can dostu olmuşlardır.

3/ÂLİ İMRÂN-103: Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.
Allah'ın vasiyetinin temel şartları dört muhtevayı içine alır:
  1. Ruhu Allah'a teslim etmek,
  2. Fizik vücudu Allah'a teslim etmek,
  3. Nefsi Allah'a teslim etmek,
  4. İradeyi Allah'a teslim etmektir.
Musevilerin her zaman bahsettikleri on tane emir, aslında vasiyetin teferruata müteallik temelleridir. Ama vasiyetin bütününü içermesi; bir insanın kişisel (enfüsi, subjektif) olarak, ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allah'a teslim etmesidir. Ama afaki açıdan, objektif olarak başkalarıyla olan ilişkimizi düzenleyen, bütün bu muhtevadır. Enfüsi olanlar, afaki olanlardan şöyle ayrılır. Bir âyette sadece siz varsanız; başka insanlarla bir ilişkiyi değil de Allah arasındaki ilişkileri dizayn ediyorsa, o âyet sizin için enfüsidir. Ne zaman başka insanlara olan davranışınız veya onlardan size gelen davranışlara nasıl mukabele edeceğiniz söz konusu ise o afakidir (objektiftir). Bir kısım emirler afaki, bir kısım emirler enfüsidir.
close tefsir menu

EN'ÂM Suresi Tefsiri

EN'ÂM Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.