Sure sec
EN'ÂM-102 Tefsiri

EN'ÂM Suresi 102. Ayet-i Kerime Tefsiri

EN'ÂM-102 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: İnsanın yaratılış standartlarına baktığımız zaman şunu görürüz. İnsanoğlunun %100 afetlerle dolu bir nefsi ve %100 hasletlerle dolu bir ruhu vardır. Ruh ve nefs, eşit güçte iki varlıktır. Ve insan...
share on facebook  tweet  share on google  print  

EN'ÂM Suresi Âyet - 102 Tefsiri

 

ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ

Zâlikumullâhu rabbukum, lâ ilâhe illâ huve, hâliku kulli şey’in fa’budûhu, ve huve alâ kulli şey’in vekîl(vekîlun).

Rabbiniz, işte bu Allah’tır. O’ndan başka ilâh yoktur. Herşeyi yaratandır. Artık O’na kul olun! Ve O, herşeye vekildir.

1.zâlikum allâhu: işte bu Allah
2.rabbu-kum: sizin Rabbiniz
3.lâ ilâhe: ilâh yoktur
4.illâ huve: ondan başka
5.hâliku: yaratan
6.kulli şey'in: herşeyi
7.fe ubudû-hu: artık ona kul olun
8.ve huve: ve o
9.alâ kulli şey'in: herşeye
10.vekîlun: vekildir
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
İnsanın yaratılış standartlarına baktığımız zaman şunu görürüz. İnsanoğlunun %100 afetlerle dolu bir nefsi ve %100 hasletlerle dolu bir ruhu vardır. Ruh ve nefs, eşit güçte iki varlıktır. Ve insanda biraraya getirilmiştir. Kulvara eşit şartlar altında çıkılır. Ancak nefsteki bütün afetlere şeytan tesir etmek imkânının sahibidir. Allah, başlangıçta insanları şeytana kul olmuş kabul etmekte ve açıkça şeytana kul olmaktan kurtulup, Allah'a kul olmalarını istemektedir.

51/ZÂRİYÂT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûni.
Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.
36/YÂSÎN-60: E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun).
Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
36/YÂSÎN-61: Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustakîm(mustakîmun).
Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
Şeytan, insanların nefslerine bütünüyle tesir eder. İnsanlar da bu tesirin şeytandan geldiğini bilmedikleri için, bunları kendi düşünceleri zannederek, şeytanın düşüncelerine, şeytanın içlerinden verdiği emirlere ram olurlar. Böylece insanlar, şeytan tarafından şartlandırılmış, yönlendirilmiş, şeytanın kulları olurlar. Bütün insanlar için realite budur. Kurtulanlar, sadece Allah'a ulaşmayı dilemek suretiyle hidayete adım atanlardır. Çünkü onlar, nefs mücâdelesini öğrenecekler, zikir yapacaklardır. Nefslerinin kalbinde Allah'ın nurları oluşur. Bu nurlar, ruhun özelliklerini taşıyan fazılları, faziletleri vücuda getirir. Nefsin kalbindeki talepler doğrultusunda Allah'ın emirlerine başlangıçta %100 itaat edilmezken, Allah'ın yasakları %100 çiğnenirken, adım adım nefsin kalbindeki afetlerin yerini faziletler almaya başlar. Ve kişi, her kademede %7, %7 şeytanın kulu olmaktan kurtulur.

İşte Allahû Tealâ, burada açıkça emrini vermektedir: “Şeytana kul olmaktan kurtulun! Ve Allah'a kul olun!” Öyleyse hepimizin görevi şeytana kul olmaktan kurtulmak ve Allah'a kul olmaktır. Allah'ın hedefi de budur.

Kulluk dizaynında, başlangıçta imajiner bir kulluğun düşünce plâtformunda insana yerleşmesi, Allah'a ulaşmayı dilemek gerçekleşir; birinci safha. 14. basamakta mürşide ulaşıldığı an, kulluğun ikinci safhasıdır. Ve fizik plâtformda ruhu, fizik vücudu (vechi) ve nefsi Allah'a kul etmek istikametinde harekete geçmeye başlanır. Burası, fizik standartlarda üç vücut için de kulluğun başlangıç noktasıdır. 22. basamakta ruhunuz, 25. basamakta fizik vucudunuz, 26. basamakta nefsiniz ve 28. basamağın 4. mertebesinde de, iradeniz Allah'a kul olur. İşte Allah hepimizden bunları istemektedir.

Âyetin sonunda Allahû Tealâ, herşeyin vekili olduğunu söylemektedir. Gerçekten Allahû Tealâ herşeye vekildir, herşeyi O, yaratmıştır ve herşey, O'nun emrindedir. Biz insanlara, serbest irade vererek bizleri, serbest bırakmıştır. Dilediği anda müdahale edebilir ama herkes Mahkeme-i Kübra'da kendi kazandıklarıyla hesap vereceği için müdahale etmemektedir. Ama biz, O'nun vekâletini kabul eder, O'nu kendimize vekil edersek, O'na tevekkül edersek O, hepimize vekildir:
  1. Mü'minler Allah'a tevekkül etsinler.
    3/ÂLİ İMRÂN-122: İz hemmet tâifetâni minkum en tefşelâ vallâhu veliyyuhumâ ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).
    Sizden iki grup, korkaklık göstererek bozgunluğa meyletmişti. Allah, o ikisinin de (iki grubun da) dostudur ve artık mü'minler Allah'a tevekkül etsinler.
  2. Gevşemeyin ve mahzun olmayın. Eğer mü'minler iseniz, mutlaka siz üstün geleceksiniz.
    3/ÂLİ İMRÂN-139: Ve lâ tehinû ve lâ tahzenû ve entumul a’levne in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
    Ve gevşemeyin ve mahzun olmayın! Eğer mü'min iseniz, üstün olan sizsiniz.
  3. Azmettiğin zaman ise artık Allah'a (güven) tevekkül et.
    3/ÂLİ İMRÂN-159: Fe bimâ rahmetin minallâhi linte lehum, ve lev kunte fazzan galîzal kalbi lenfaddû min havlike, fa’fu anhum vestagfir lehum ve şâvirhum fîl emr(emri), fe izâ azamte fe tevekkel alâllâh(alâllâhi), innallâhe yuhibbul mutevekkilîn(mutevekkilîne).
    O zaman, Allah'tan bir rahmet sebebiyle onlara yumuşak davrandın. Ve eğer sen, kaba, katı yürekli olsaydın, mutlaka senin etrafından dağılırlardı. Artık onları affet ve onlar için mağfiret dile ve işler konusunda onlarla muşavere et (danış). Azmettiğin zaman, artık Allah'a tevekkül et. Muhakkak ki Allah, tevekkül edenleri (Allah’a güvenenleri) sever.
  4. Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur.
    3/ÂLİ İMRÂN-160: İn yansurkumullâhu fe lâ gâlibe lekum, ve in yahzulkum fe men zellezî yansurukum min ba’dihi, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).
    Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eğer sizi yardımsız (yüz üstü) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler (Allah’a güvensinler).
Allahû Tealâ: “Bütün dünya düşmanınız olsa Ben dostunuzsam, Ben onları yenerim ama bütün dünya dostunuz olsa, sen de Benim düşmanım olsan, hepinizi yine Ben yenerim.” buyuruyor. Gâlip olan sadece Allah'tır. Azîz kelimesi böyle bir gâlibiyetin bütününü terennüm etmektedir.
close tefsir menu

EN'ÂM Suresi Tefsiri

EN'ÂM Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.