Bize Ulaşın | Site Haritası
 Logo

Kuran-ı Kerim Tefsiri

Kelime Kelime Kuran-ı Kerim Lafzı ve Ruhu

 

BAKARA Suresi 229. Ayet-i Kerime Tefsiri

BAKARA-229 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: 229. âyet, boşanmayla alâkalı konuları devam ettirmektedir. Allahû Tealâ burada mehri anlatmaktadır. Eğer kadın serbest bırakılacaksa, bu evlilikten sonra boşanma halinde kadının bir süre geçinebi...
       

BAKARA Suresi Âyet - 229 Tefsiri

2 - BAKARA

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)

2/BAKARA-229

 

الطَّلاَقُ مَرَّتَانِ فَإِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌ بِإِحْسَانٍ وَلاَ يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَأْخُذُواْ مِمَّا آتَيْتُمُوهُنَّ شَيْئًا إِلاَّ أَن يَخَافَا أَلاَّ يُقِيمَا حُدُودَ اللّهِ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ يُقِيمَا حُدُودَ اللّهِ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا افْتَدَتْ بِهِ تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ فَلاَ تَعْتَدُوهَا وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Et talâku merratân(merratâni), fe imsâkun bi ma’rûfin ev tesrîhun bi ihsân(ihsânin), ve lâ yahıllu lekum en te’huzû mimmâ âteytumûhunne şey’en illâ en yehâfâ ellâ yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), fe in hıftum ellâ yukîmâ hudûdallâhi, fe lâ cunâha aleyhimâ fî meftedet bih(bihî), tilke hudûdullâhi fe lâ ta’tedûhâ, ve men yeteadde hudûdallâhi fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).

Boşanma iki keredir. Bundan sonra (kadın) ya ma’rufla (örf ve adete uygun olarak) iyilikle tutulur veya ihsanla serbest bırakılır. Kadınlarınıza verdiklerinizden bir şey (geri) almanız sizin için helâl olmaz. Ancak ikisi de, Allah’ın (evlilik hakkındaki) hududunu gereği üzere yerine getiremeyeceklerinden (ayakta tutamayacaklarından) korkmaları hariç. O zaman siz de eğer, Allah’ın bu hududunu ikame edemeyeceklerinden (gereği üzere yerine getirimeyeceklerinden) korkarsanız, bu durumda kadının (ayrılmak için) verdiği fidye konusunda her ikisinin üzerine de günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın hudutlarıdır.Artık onları (Allah’ın hudutlarını) aşmayın. Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa işte onlar, onlar zâlimlerdir.

1.et talâku: boşamak
2.merratâni: iki kere
3.fe: artık, bundan sonra
4.imsâkun: tutmak
5.bi ma'rûfin: iyilik ile, örf ve adete uygun olarak
6.ev: veya
7.tesrîhun: bırakmak, serbest bırakmak
8.bi ihsânin: ihsan ile
9.ve lâ yahıllu: ve helâl olmaz
10.lekum: sizin için, size
11.en te'huzû: almanız
12.mimmâ (min mâ): şeyden
13.âteytumû-hunne: onlara verdiniz
14.şey'en: bir şey
15.illâ: ancak, hariç
16.en yehâfâ: korkmaları
17.ellâ yukîmâ: ikame edememek, ayakta tutamamak, yerine getirememek
18.hudûda allâhi: Allah'ın hudutları, sınırları
19.fe: o zaman, bu durumda, o taktirde
20.in hıftum: eğer korkarsanız
21.ellâ yukîmâ: ikame edememek, ayakta tutamamak, yerine getirememek
22.hudûda allâhi: Allah'ın hudutları, sınırları
23.fe: o zaman, bu durumda
24.lâ cunâha: günah yoktur
25.aleyhimâ: onların ikisi üzerine, ikisine
26.: hakkında
27.: şey
28.iftedet: fidye (mehr) verdi
29.bi-hi: ona
30.tilke: işte o, bu (bunlar)
31.hudûda allâhi: Allah'ın hudutları, sınırları
32.fe: o zaman, artık
33.lâ ta'tedû-hâ: onu aşmayın
34.ve men: ve kim
35.yeteadde: aşıyor, aşar
36.hudûda allâhi: Allah'ın hudutları, sınırları
37.fe: o zaman, işte
38.ulâike: işte onlar
39.hum(u) ez zâlimûne: onlar zalimler, haksızlık edenler
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
229. âyet, boşanmayla alâkalı konuları devam ettirmektedir. Allahû Tealâ burada mehri anlatmaktadır. Eğer kadın serbest bırakılacaksa, bu evlilikten sonra boşanma halinde kadının bir süre geçinebilmesi için (o zamanlar yalnız erkekler çalışıyordu) Allahû Tealâ erkeğe mehir vermek görevini yüklemiştir. Onun için burada Allahû Tealâ, "ihsan ile onları serbest bırakmak" buyurmaktadır. Evlenirken nikâh akdinde erkekten daima mehir sorulur. Erkeğin verdiği bu sözü Allahû Tealâ mutlaka tutmasını ister, geriye bir şey almasını helâl kılmaz. Eğer erkek, karısına söz verdiği miktarı veremeyecek durumdaysa, hanımı da bunu kabul ederse, o zaman sorumluluğu yoktur.

Sözlerinde durmayanlar, hem eşlerine zulmetmişlerdir, onlara haksız yere zalimce davranmışlardır, onların haklarını çiğnemişlerdir hem de öyle yaptıkları için kendileri de derecat kaybetmişlerdir; yani kendilerine zulmetmişlerdir.

Allahû Tealâ, her zaman adaletin sahibidir. Her seferinde iki tarafı birden mütâlea eder. Taraflardan birinin hakkını ötekinde bırakmaz, haksızlığa müsaade etmez.
Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız.