Sure sec
ANKEBÛT-30 Tefsiri

ANKEBÛT Suresi 30. Ayet-i Kerime Tefsiri

ANKEBÛT-30 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Müfsidler, yeryüzünde fesat çıkaranlardır. Müfsid, kendisi Allah'a ulaşmayı dilemeyen, başkalarının da Allah'a ulaşmasına engel olan kişidir. Bunu çeşitli şekillerde yapan insanlar Kur'ân-ı Kerim'...
share on facebook  tweet  share on google  print  

ANKEBÛT Suresi Âyet - 30 Tefsiri

 

قَالَ رَبِّ انصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ

Kâle rabbinsurnî alâl kavmil mufsidîn(mufsidîne).

(İbrâhîm A.S): "Rabbim, müfsidler kavmine karşı bana yardım et." dedi.

1.kâle: dedi
2.rabbî: Rabbim
3.unsur-nî: bana yardım et
4.alâ: üzerine, 'e
5.el kavmi: kavim
6.el mufsidîne: müfsidler, fesat çıkaranlar
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Müfsidler, yeryüzünde fesat çıkaranlardır. Müfsid, kendisi Allah'a ulaşmayı dilemeyen, başkalarının da Allah'a ulaşmasına engel olan kişidir. Bunu çeşitli şekillerde yapan insanlar Kur'ân-ı Kerim'de hep müfsidler adını almışlardır. Bir de müfsidler yeryüzünde fesat çıkarıp, halklar arasına düşmanlık tohumları ekip, savaşlar çıkarıp, haksız yere kan dökülmesine sebep olanlardır. Her ikisi de müfsid standartlarındadır. Bunların hiçbirisinin Allah'a ulaşmayı dilemek gibi bir hedefleri yoktur.

Bütün müfsidlerin, yeryüzünde fesat çıkaran herkesin müşterek özelliği, Allah'a ulaşmayı dilememeleridir. Bir kısmı sadece başkalarının Allah'a ulaşmayı dilemesini önleyerek, onlara Allah'a ulaşmayı dilemekten vazgeçirici sözler söyleyip, onları ikna edip, onların Allah'a ulaşmasını önleyenlerdir (fesat oluşturanlar).

Yeryüzünde fesat çıkaran insanlar, sadece kendi günahlarından sorumlu olmazlar. Onların omuzlarına mutlaka lânet eklenir. Yani ifsadlarına sebep oldukları insanların günahlarından da bir kısmı onlara mutlaka yüklenir. Ayrıca azapları iki kat olabilir. Allahû Tealâ diyor ki:

33/AHZÂB-67: Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnâs sebîl(sebîlâ).
Ve cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi’nden) saptırdılar.”
33/AHZÂB-68: Rabbenâ âtihim dı’feyni minel azâbi vel’anhum la’nen kebîrâ( kebîran).
“Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle.”
Bu insanların bir kısmı Ahzâb-67'de kübera bir kısmı da sâdatlar olarak anlatılmıştır. Sâdatlar, her konunun ileri gelenleridir. Dîn konusunun ileri gelenlerinden her kim, başka insanların Allah'a ulaşmayı dilemelerine mani olursa, böylece onların dalâletten, küfürden kurtulmalarını, Allah'ın yoluna girmelerini engellerse o müfsiddir. O müfsidlerin sözüne tâbî olarak, Allah'a ulaşmayı dilemeyerek cehenneme gitmek mecburiyetindedirler.

18/KEHF-104: Ellezîne dalle sa’yuhum fîl hayâtid dunyâ ve hum yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â(sun’an).
Onlar, dünya hayatında amelleri (çalışmaları) sapmış (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, güzel ameller işlediklerini zannediyorlar.
18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
Her halükârda Allah'a mülâki olmayı inkâr kesinlikle yer alır. İşte bu insanlar, gidecekleri yer cehennem olanlar, amelleri boşa gidenlerdir. Ve Ra'd Suresinde Allahû Tealâ, Allah'ın dostlarından bahsederken diyor ki:

13/RA'D-20: Ellezîne yûfûne bi ahdillâhi ve lâ yenkudûnel misâk(misâka).
Onlar, Allah’ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah’a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.
Sonra da Allahû Tealâ diyor ki:

13/RA'D-25: Vellezîne yankudûne ahdallâhi min ba’di mîsâkıhi ve yaktaûne mâ emerallâhu bihi en yûsale ve yufsidûne fîl ardı ulâike lehumul la’netu ve lehum sûud dâr(dâri).
Onlar, misaklerinden sonra (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini teslim edeceklerine dair ezelde Allah’a misak verdikten sonra) Allah’ın ahdini bozarlar (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim etmezler). Ve Allah’ın, O’na (Allah’a) ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler (ruhlarını Allah’a ulaştırmazlar). Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar (başka insanların da Sıratı Mustakîm’e ulaşmalarına mani oldukları için fesat çıkarırlar). Lânet onlar içindir. Ve yurdun kötüsü (cehennem) onlar içindir.
Bu insanların gidecekleri yer mutlaka cehennem; ama onlar kendi günahlarının ötesinde birtakım günahlardan daha mahkûm olacaktır. Yeryüzünde fesat çıkaranların bir başka âyet-i kerime grubundaki ifadesinde diyor ki Allahû Tealâ:

4/NİSÂ-167: İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).
Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.
4/NİSÂ-168: İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan).
Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.
4/NİSÂ-169: İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
İşte uzak bir dalâlet içinde olanlar, başka insanları Allah'ın âyetlerinden, Allah'a ulaşmaktan men edenlerdir. Allah'ın yolundan men etmek (insanları Sıratı Mustakîm'den men etmek) insanları Allah'a ulaşmaktan men etmektir. Allah'a ulaşmayı dileselerdi, 12 tane ihsanla mürşidlerine ulaşacaklardı, tâbiiyetlerini gerçekleştireceklerdi, gerçekleştirdikleri zaman Allah onların günahlarını mağfiret edecekti (örtecekti ve sevaba çevirecekti).
close tefsir menu

ANKEBÛT Suresi Tefsiri

ANKEBÛT Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.