Sure sec
ÂLİ İMRÂN-78 Tefsiri

ÂLİ İMRÂN Suresi 78. Ayet-i Kerime Tefsiri

ÂLİ İMRÂN-78 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Her devirde Allah'ın gerçek dostları da sahtekârlar da vardır. İki taraf da Allah'tan birşeyler alırlar. Allah'tan vahiy aldığını söyleyenler iki grup oluştururlar: Allah'ın gerçek dostları, Allah...
share on facebook  tweet  share on google  print  

ÂLİ İMRÂN Suresi Âyet - 78 Tefsiri

 

وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًا يَلْوُونَ أَلْسِنَتَهُم بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ اللّهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ اللّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Ve inne minhum le ferîkan yelvûne elsinetehum bil kitâbi li tahsebûhu minel kitâbi ve mâ huve minel kitâb(kitâbi), ve yekûlûne huve min indillâhi ve mâ huve min indillâh(indillâhi), ve yekûlûne alâllâhil kezibe ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).

Ve muhakkak ki onlardan (Ehli Kitap'tan) bir grup mutlaka, onu (okuduklarını) kitaptan zannetmeniz için kitabı okurken dillerini eğip bükerler oysa o kitaptan değildir. O, Allah'ın katından olmadığı halde: “O, Allah'ın katındandır.” derler. Ve onlar Allah'a karşı bilerek yalan söylüyorlar.

1.ve inne: ve muhakkak ki
2.min-hum: onlardan
3.le ferîkan: bir grup mutlaka
4.yelvûne: eğip bükerler
5.elsinete-hum: dillerini
6.bi el kitâbi: Kitab'?
7.li tahsebû-hu: sizin onu zannetmeniz için
8.min el kitâbi: Kitab'dan
9.ve mâ huve: ve o değildir
10.min el kitâbi: Kitab'dan
11.ve yekûlûne: ve derler
12.huve: o
13.min indi allâhi: Allah'ın katından
14.ve mâ huve: ve o değildir
15.min indi allâhi: Allah'ın katından
16.ve yekûlûne: ve derler
17.alâ allâhi: Allah'a karşı
18.el kezibe: yalan
19.ve hum: ve onlar
20.ya'lemûne: biliyorlar, bilirler
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Her devirde Allah'ın gerçek dostları da sahtekârlar da vardır. İki taraf da Allah'tan birşeyler alırlar. Allah'tan vahiy aldığını söyleyenler iki grup oluştururlar:
  1. Allah'ın gerçek dostları, Allah'tan gerçekten vahiy alanlardır.
  2. Vahiy almadıkları halde aldıklarını iddia eden sahtekârlar.
42/ŞÛRÂ-51: Ve mâ kâne li beşerin en yukellimehullâhu illâ vahyen ev min verâi hıcâbin ev yursile resûlen fe yûhıye bi iznihî mâ yeşâu, innehu aliyyun hakîm(hakîmun).
Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahyile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek. Allah, bilir ve hikmet sahibidir.
Allahû Tealâ Hz. İsa'nın havarilerine vahyettiğini, söylüyor:

5/MÂİDE-111: Ve iz evhaytu ilâl havâriyyîne en âminû bî ve bi resûlî, kâlû âmennâ veşhed bi ennenâ muslimûn(muslimûne).
Ve havarilere; “Bana ve Resûl'üme îmân edin.” diye vahyettiğim zaman, onlar da “Îmân ettik ve bizim (Hakk'a) teslim olduğumuza şahid ol.” demişlerdi.
Allahû Tealâ, Hz. Musa'nın annesine vahyettiğini söylüyor. Ne havarilerin ne de Hz. Musa'nın annesinin peygamber olması mümkündür:

20/TÂHÂ-38: İz evhaynâ ilâ ummike mâ yûhâ.
Vahyedilecek şeyi annene vahyetmiştik.
Kur'ân'a karşı yapılan bütün iddialar Kur'ân âyetleriyle çürür. İşte zamanımızda da birçok dîn adamı diyor ki: "Allahû Tealâ sadece peygamberlerine vahyeder. Onun dışında kimseye vahyetmez." Allahû Tealâ'da diyor ki: "Hayır. Bütün insanlarla biz vahiy yoluyla konuşuruz."

Bu durumda kim Allahû Tealâ'dan bir şeyler aldığını söylüyorsa, hangi isimle olursa olsun bunun adı, Kur'ân'a göre vahiydir. Bunlardan bir tanesi muhakkak yalan söylüyor.

14 asır evvel Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz, Allah'ın Nebîsi olarak Allah'tan vahiy alı-yordu. Kur'ân-ı Kerim'i Allahû Tealâ O'na indirdi bütünüyle ve Kur'ân-ı Kerim kıyâmete kadar olan bütün devirlerin kitabıdır. O Kitab'a dikkatle bakın, o Kitap'ta İslâm 7 safhaya ayrılmıştır.

1. safhada Allah'a ulaşmayı dilemek var, bütün sahâbe Allah'a ulaşmayı dilemişler.

2. safhada mürşide ulaşmak var, bütün sahâbe Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘e ulaşmışlar ve tâbî olmuşlar. Sahâbeye ise tâbiin tâbî olmuş. Yani tâbiiyet, irşad müesseseleri Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile bitmemiş, sahâbede de devam etmiş. Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den sonra Hz. Ebubekir'e Hz. Ömer'e, Hz. Osman'a, Hz. Ali'ye sahâbe tâbî olmuş, ondan sonrakilere sadece biat etmişler ama sahâbeye tâbî olunmuş.

3. safhada bütün sahâbenin ruhlarını Allah'a ulaştırdıklarını, ona ruhlarını teslim ettiklerini görüyoruz. 4. safhada bütün sahâbenin fizik vücutlarını Allah'a teslim ettiklerini görüyoruz

5. safhada bütün sahâbenin nefslerini de Allah'a teslim ettiklerini görüyoruz.

6. safhada ihlâs sahibi olduklarını görüyoruz.

7. safhada Allah'a iradelerini teslim ettiklerini ve irşad makamının sahibi olduklarını görüyoruz.

Bu safhaların herbiri Kur'ân-ı Kerim'de kesin âyetlerle ifade buyurulmuş. Bütün sahâbenin mutlaka gerçekleştirdiği 7 tane safha söz konusu.

Bütün kavimlerde şu anda Mu'minûn Suresinin 44. âyet-i kerimesine göre, Nahl Suresinin 36. âyet-i kerimesine göre, Bakara Suresinin 87. âyet-i kerimesine göre resûller yaşamaktadır:

23/MU'MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.
16/NAHL-36: Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).
2/BAKARA-87: Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).
Andolsun ki, Biz, Musa’ya kitap verdik ve ondan sonra ardarda resûller gönderdik. Ve Meryem’in oğlu İsa’ya beyyineler (açık deliller) verdik ve onu Ruh’ûl Kudüs ile destekledik. Öyle ki, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resûle karşı, her defasında kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Dînlerini bilmeyen, Kur'ân-ı Kerim'in âyetlerinden haberdar olmayan dîn adamlarının bunlardan haberleri yok. Ama bu âyetlere bakarlarsa görecekler ki şu anda da dünyadaki bütün kavimlerde, Allah'ın resûlleri hayatta, yaşantılarını devam ettiriyorlar.

Öyleyse bu resûller Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘in yaptığı gibi insanları Allah'a davet etmişlerdir.

12/YÛSUF-108: Kul hâzihî sebîlî ed’û ilâllâhi alâ basîratin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”
Allah'ın gerçek mürşidlerinin resûllerinin davetine mani olanlar da sahtekârlardır. Kim Allah'a ulaşmayı dilemiyorsa, kim insanları Allah'a ulaşmayı dilemekten, mürşide ulaşmaktan, insanları ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştırmaktan, insanları fizik vücutlarını Allah'a teslimden, insanları nefslerini Allah'a teslim etmekten menediyorsa, işte onlar Kur'ân-ı Kerim'in bu âyet-i kerimesinde geçen dillerini eğip büken sahtekârlardır. Bunlar şeytandan ilham alırlar, vahiy alırlar, bunlar şeytanın dostlarıdır, gidecekleri yer cehennemdir. Allahû Tealâ son derece ciddî olarak diyor ki:

10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Allah'ın burada açıklama yaptığı 2 grup; bir tanesi onların yaptıkları, Kur'ân-ı Kerim'denmiş gibi, insanların yazdığı kitaptaki âyetlere, sözlere, bilgilere, Allahû Tealâ emaniyye (yalnız zanna dayalı bilgiler) diyor Bakara Suresinin 78. âyet-i kerimesinde:

2/BAKARA-78: Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).
Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.
O bilgileri artık üniversitelerimiz insanlara öğretmek için seferber olmuş durumdadır. Müfredat prog- ramları kimbilir kaç 10 yıldan beri tatbikatta ve insanlara onları kurtuluşa hiçbir zaman ulaştıramayacak olan eksik ve yanlış şeyler öğretiliyor. Ve bu insanlar kim doğrusunu söylüyorsa, onun sahtekâr olduğunu iddia ediyorlar. Yani burada varmak istedikleri hedef, son derece açık, şeytan ve şürekası, şeytan ve ortakları, doğruları sahtekâr hüviyetine sokmaya çalışıyor.

İşte bu âyet bununla alâkalıdır. 14 asır evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbenin yaptığı herşey, gidecekleri yerin cennet olduğu Kur'ân-ı Kerim'de kesinleşmiş durumdadır. 7 ayrı safhada uygulamaları var. Kur'ân uygulamaları ve bugün dîn öğretimini esas alan, bununla vazifeli olan profesör, doçent, öğretim üyesi titrine sahip olan çok az? hariç, hiçbirisi Allah'ın bu temel farzlarını yerine getirmediği, insanlara bunları öğretmediği gibi, insanları bunlardan menetmeye çalışıyorlar. Allah'ın doğrularını söyleyenlerle, şeytanın yanlışlarını iddia edenler kesin çizgilerle ayrılmıştır.
close tefsir menu

ÂLİ İMRÂN Suresi Tefsiri

ÂLİ İMRÂN Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.