Sure sec
ÂLİ İMRÂN-31 Tefsiri

ÂLİ İMRÂN Suresi 31. Ayet-i Kerime Tefsiri

ÂLİ İMRÂN-31 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Allahû Tealâ, Nisâ Suresinin 64. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki: 4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâh...
share on facebook  tweet  share on google  print  

ÂLİ İMRÂN Suresi Âyet - 31 Tefsiri

 

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).

De ki: “Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahîm"dir.”

1.kul: de, söyle
2.in kuntum: eğer, siz ... iseniz
3.tuhibbûne allâhe: Allah'ı seviyorsunuz
4.fe ittebiû-nî: o taktirde bana tâbî olun
5.yuhbib-kum(u) allâhu: Allah sizi sever
6.ve yagfir lekum: ve size mağfiret eder
7.zunûbe-kum: sizin günahlarınız
8.ve allâhu gafûrun: ve Allah mağfiret eden, günahları sevaba çeviren
9.rahîmun: Rahim esması ile tecelli eden rahmet nuru gönderen
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ, Nisâ Suresinin 64. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:

4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
Allah, sahâbenin talebi üzerine, onların bütün günahlarını yok eder, sıfırlar. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in talebi üzerine bir defa daha yok eder ve sıfırlar. Böylece günahları önce sıfır noktasına, hiç işlenmemiş hükmüne götürür, ondan sonra da sevaba çevirir. Allahû Tealâ bunun adına mağfiret demektedir.

Allahû Tealâ, Furkân-70'te tövbe edenlerin cehenneme gitmeyeceğini, onların mü'min olduklarını, nefs tezkiyesine (amilüssalihata) başlayanlar olduklarını ifade etmektedir:

25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).
Nefs tezkiyesi yapanların hepsi mü'minlerdir. Allah'ın nurları, nefsin kalbine, kişi îmânı artan bir mü'min olduğunda yerleşebilir ve nefs tezkiyesi gerçekleşebilir:

40/MU'MİN-40: Men amile seyyieten fe lâ yuczâ illâ mislehâ, ve men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu'minun fe ulâike yedhulûnel cennete yurzekûne fîhâ bi gayri hisâb(hisâbin).
Kim seyyiat (şer, derecat düşürücü ameller) işlerse mislinden daha fazla cezalandırılmaz. Kadınlardan veya erkeklerden kim amilüssalihat (nefsi ıslâh edici ameller, nefs tezkiyesi) yaparsa işte onlar, (îmânı artan) mü’minlerdir. Onlar, cennete konulacak ve hesapsız rızıklandırılacaktır.
Mağfiret, sahâbe için Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e tâbî oldukları zaman gerçekleşmiştir. Hepsinin bütün günahları sevaba döndürülmüştür. Allahû Tealâ, sahâbenin günahlarına mağfiret etmiştir. Yani kendi talepleri üzerine Allahû Tealâ onların bütün günahlarını affetmiş ve kâinatın en büyük mürşidine Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e tâbî oldukları an Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in talebi üzerine de bir defa daha Allahû Tealâ bütün günahlarını affetmiştir, sevaba çevirmiştir.

Mümkün değil ama Allahû Tealâ'nın başlangıçta sıfır sevgi sahibi olduğu düşünülürse, kişiler sevap kazandıkça Allahû Tealâ onlara kazandıkları dereceleri verir. Allahû Tealâ, günahlarına bire bir karşılık verdiği halde, sevaplarına hep bir'e on karşılık verir. Yani kim, bir derecelik sevap kazanırsa onun amel defterine mutlaka on katı yazılır. Buna rağmen insanlar eğer Allahû Tealâ'nın yoluna girmezlerse o kadar çok günah işleyenlerdir ki sevaplarına Allahû Tealâ on katını verdiği halde o kişiler Allah'ın yoluna girmedikçe sevapları hiçbir zaman günahlarını geçemez.

Görülmektedir ki Allah'ın Gafur esmasının sahibi olarak mağfiret etmesi (günahları sevaba çevirmesi), sahâbe için ancak Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e tâbî olurlarsa geçerlidir. Allahû Tealâ Furkân-70'te mağfireti aksiyon olarak, Nisâ-64'te de tövbe merasimini anlatmaktadır. Âli İmrân Suresinin 31. âyet-i kerimesi bu iki âyet-i kerimeyle illiyet rabıtasıyla birbirine bağlıdır.

Allahû Tealâ, Nisâ-167, 168 ve 169'da diyor ki:

4/NİSÂ-167: İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).
Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.
4/NİSÂ-168: İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan).
Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.
4/NİSÂ-169: İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
Allahû Tealâ, insanları Allah'ın yolundan, ruhlarını Allah'a ulaştırmaktan men eden yani mürşide tâbî olmalarına mani olan insanların uzak bir dalâlet içinde olduklarını, onların kâfirler ve zalimler olduklarını ifade etmektedir. Bu insanlar zalimdirler, çünkü başka insanların ruhlarını Allah'a ulaştırmaktan onları men ederler, insanların ruhlarının Sıratı Mustakîm'e ulaşmasına, günahlarının sevaba çevrilmesine mani olurlar. Nitekim ondan da bahsediyor Allahû Tealâ: "Allah onlara asla mağfiret etmez, onları ancak cehennem yoluna ulaştırır ve onlar orada ebediyyen kalacaklardır; Allah asla onları Sıratı Mustakîm'e, Tariki Mustakîm'e ulaştırmaz." diyor. Evvelâ günahlarını sevaba çevirmez, onlara mağfiret etmez diyor. Eğer mürşidlerine tâbî olsalardı, ruhları Allah'a doğru yola çıkacaktı ve Allah onların günahlarını sevaba çevirecekti. Nisâ-64'e, Furkân-70'e ve Mu'min-7'ye göre. Mu'min-7'de de Allahû Tealâ arşı tutan meleklerin ve onların etrafında bulunan devrin imamının birçok kişi için Allah'tan mağfiret dilediğini yani onların günahlarının sevaba çevrilmesini dilediğini anlatmaktadır:

40/MU'MİN-7: Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke ve kıhim azâbel cahîm(cahîmi).
Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı), Rab'lerini hamd ile tesbih ederler ve O'na îmân ederler. Ve âmenû olanlar için (Allah'tan) mağfiret dilerler: “Rabbimiz, Sen herşeyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kuşattın. Böylece (mürşidin önünde) tövbe edenleri ve Senin yoluna (Sıratı Mustakîm'e) tâbî olanları mağfiret et (günahlarını sevaba çevir). Onları cehennem azabından koru!”
Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinin 31. âyet-i kerimesinde Allah'ın Rahîm esması söz konusudur. Allahû Tealâ'nın bütün insanlar için dizaynında insanlar ne yaparlarsa kurtuluşa ulaşırlar ne yaparlarsa mahva giderler konularının hepsinin mevcut olduğu bir hüviyeti anlatmaktadır.
close tefsir menu

ÂLİ İMRÂN Suresi Tefsiri

ÂLİ İMRÂN Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.