Bize Ulaşın | Site Haritası
 Logo

Kuran-ı Kerim Tefsiri

Kelime Kelime Kuran-ı Kerim Lafzı ve Ruhu

 

ÂLİ İMRÂN Suresi 153. Ayet-i Kerime Tefsiri

ÂLİ İMRÂN-153 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Burada Allahû Tealâ Uhud Savaşı'na işaret ediyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V), etrafındaki bütün nöbetçilere diyor ki: "Şartlar ne olursa olsun, zaferi kazansak da kaybetsek de hiçbir şekilde beni...
       

ÂLİ İMRÂN Suresi Âyet - 153 Tefsiri

3 - ÂLİ İMRÂN

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)

3/ÂLİ İMRÂN-153

 

إِذْ تُصْعِدُونَ وَلاَ تَلْوُونَ عَلَى أحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِي أُخْرَاكُمْ فَأَثَابَكُمْ غُمَّاً بِغَمٍّ لِّكَيْلاَ تَحْزَنُواْ عَلَى مَا فَاتَكُمْ وَلاَ مَا أَصَابَكُمْ وَاللّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

İz tus’idûne ve lâ telvûne alâ ehadin ver resûlu yed’ûkum fî uhrâkum fe esâbekum gammen bi gammin li keylâ tahzenû alâ mâ fâtekum ve lâ mâ asâbekum, vallâhu habîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne).

Siz (dağa çıkarak) uzaklaşıyor ve dönüp hiç kimseye bakmıyordunuz, (Allah'ın) Resûl'ü ise sizi arkanızdan çağırıyordu. Bundan sonra size gam üstüne gam isabet etti, elinizden çıkan şeyler (zafer, ganimet) ve size isabet eden şeyler (musîbetler) için mahzun olmayın (üzülmeyin) diye. Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

1.iz tus'idûne: uzaklaşıyordunuz
2.ve lâ telvûne: ve dönüp bakmıyordunuz
3.alâ ehadin: hiç kimseye
4.ve er resûlu: ve resûl
5.yed'û-kum: sizi çağırıyor
6.fî uhrâ-kum: sizin arkanızdan
7.fe esâbe-kum: bundan sonra size, isabet etti
8.gammen: gam, keder
9.bi gammin: gam ile, keder ile
10.li keylâ: ... olmaması için
11.tahzenû: mahzun oluyorsunuz, üzülüyorsunuz
12.alâ mâ fâte-kum: sizin elinizden çıkan şeylere
13.ve lâ mâ: ve şeylere değil
14.asâbe-kum: size isabet etti
15.ve allâhu: ve Allah
16.habîrun: haberdar
17.bi-mâ ta'melûne: sizin yaptıklarınız şeylere yaptıklarınıza
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Burada Allahû Tealâ Uhud Savaşı'na işaret ediyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V), etrafındaki bütün nöbetçilere diyor ki:

"Şartlar ne olursa olsun, zaferi kazansak da kaybetsek de hiçbir şekilde beni terk etmeyeceksiniz. Hangi şartın içinde olursanız olun, etrafımda kalacaksınız."

Neler olacağını Peygamber Efendimiz (S.A.V) biliyor ve sıkı sıkı tembih ediyor. Ve Uhud Savaşı'nda kâfirler bozuluyor. Dağılıyorlar, kaçıyorlar ve onların bıraktıkları ganimeti paylaşma hırsı, sadece diğer sahâbeyi değil, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in etrafındaki muhafızları da ganimetin paylaşımına koşturuyor. "Nasılsa savaşı kazanmışız, ganimetleri paylaşacağız. Artık Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘in korunmasına ne gerek var?" düşüncesinin sahibi olan muhafızlar koşuyorlar ganimeti paylaşmak için. Bunu gören, o zaman düşman saflarında olan Halid bin Velid ve arkadaşları, tepenin diğer tarafından dolaşarak ters taraftan Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘in üzerine çullanıyorlar. O'nu koruyacak olan nöbetçiler, silahlılar hep ganimetin dağıtılmasında hisse kapmaya koşmuşlar. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in çevresinde bulunan aşçılar, aşçı yamakları ve birçok konularda vazifeli olan hanımlar, ellerindeki tencerelerle, tavalarla düşmanın üzerine hücum ediyorlar. Peygamber Efendimiz (S.A.V), bir ok yarası alıyor. İki dişi kırılıyor. Bu olay, bir ibrettir İslâm için. Allahû Tealâ burada Uhud Savaşı'nın bu sıkıntılı sonucundan bahsediyor. Bir tek sebep var: Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘in "Beni terketmeyeceksiniz." emrine rağmen nöbetçilerin Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘i terketmeleri.

Allahû Tealâ'nın indinde bu terk müessesesine dikkatle bakın. Orada büyük bir sıkıntı oluşmuştur.
Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız.