Sure sec
ÂLİ İMRÂN-152 Tefsiri

ÂLİ İMRÂN Suresi 152. Ayet-i Kerime Tefsiri

ÂLİ İMRÂN-152 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Bu âyet, Uhud'ta, Hz. Muhammed'in "Buradan ben emretmedikçe asla ayrılmayın" dediği okçuların, yerlerinden ayrılıp, ganimet toplamaya gitmeleri yüzünden savaş mağlup olarak bittiği için, Medine'ye...
share on facebook  tweet  share on google  print  

ÂLİ İMRÂN Suresi Âyet - 152 Tefsiri

 

وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ اللّهُ وَعْدَهُ إِذْ تَحُسُّونَهُم بِإِذْنِهِ حَتَّى إِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَازَعْتُمْ فِي الأَمْرِ وَعَصَيْتُم مِّن بَعْدِ مَا أَرَاكُم مَّا تُحِبُّونَ مِنكُم مَّن يُرِيدُ الدُّنْيَا وَمِنكُم مَّن يُرِيدُ الآخِرَةَ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْ وَلَقَدْ عَفَا عَنكُمْ وَاللّهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ

Ve lekad sadakakumullâhu va’dehû iz tehussûnehum bi iznih(iznihî), hattâ izâ feşiltum ve tenâza’tum fîl emri ve asaytum min ba’di mâ erâkum mâ tuhıbbûn(tuhıbbûne), minkum men yurîdud dunyâ ve minkum men yurîdul âhireh(âhirete), summe sarafekum anhum li yebteliyekum, ve lekad afâ ankum, vallâhu zû fadlin alel mu’minîn(mu’minîne).

Andolsun ki; Allah, size olan vaadine sadık kaldı. O'nun (Allah'ın) izni ile onları perişan edip öldürüyordunuz. Fakat, Allah size sevdiğiniz şeyi (galibiyeti) gösterdikten sonra gevşeklik göstermiştiniz. Ve verilen emir hakkında nizaya (anlaşmazlığa) düştünüz ve isyan ettiniz. Sizden kiminiz dünyayı istiyordu (ganimete koştu), kiminiz ahireti istiyordu (onlar şehit olana kadar yerlerinde kaldı). Sonra sizi imtihan etmek için, sizi onlardan geri çevirdi (mağlup olup geri döndünüz) ve andolsun ki, (buna rağmen) sizi affetti. Ve Allah, mü'minlere karşı fazl sahibidir.

1.ve lekad: ve andolsun
2.sadaka-kumu allâhu: Allah size sadık kaldı
3.va'de-hû: onun vaadi
4.iz tehussûne-hum: onları perişan edip öldürüyordunuz
5.bi izni-hî: onun izni ile
6.hattâ: hatta, öyle ki, fakat
7.izâ feşiltum: gevşeklik göstermiştiniz
8.ve tenâza'tum: ve nizâya (anlaşmazlığa) düştünüz
9.fî el emri: emir hakkında
10.ve asaytum: ve isyan ettiniz
11.min ba'di: sonradan, ...den sonra
12.mâ erâ-kum: size gösterdiği şey
13.mâ tuhıbbûne: sevdiğiniz şey
14.min-kum: sizden
15.men: kim, kimi
16.yurîdu: diliyor, istiyor
17.ed dunyâ: dünya
18.ve min-kum: ve sizden
19.men: kim, kimi
20.yurîdu: diliyor, istiyor
21.el âhirete: ahireti
22.summe: sonra
23.sarafe-kum: sizi geri çevirdi
24.anhum: onlardan
25.li yebteliye-kum: sizi imtihan etmek için
26.ve lekad: ve andolsun
27.afâ ankum: sizi affetti
28.ve allâhu: ve Allah
29.zû fadlin: fazlın sahibi
30.alâ el mu'minîne: mü'minlere karşı
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Bu âyet, Uhud'ta, Hz. Muhammed'in "Buradan ben emretmedikçe asla ayrılmayın" dediği okçuların, yerlerinden ayrılıp, ganimet toplamaya gitmeleri yüzünden savaş mağlup olarak bittiği için, Medine'ye döndükleri zaman sahâbenin: "Allah'ın vaadi vardı, kazanacaktık nasıl böyle oldu" demeleri üzerine inzal olmuştur.

Allah'ın katında hulf yoktur, söz değiştirilmez.

30/RÛM-6: Va’dallâhi, lâ yuhlifullâhu va’dehu ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
(Bu), Allah’ın vaadidir. Allah vaadinden dönmez. Ve lâkin insanların çoğu bilmezler.
Allah vaadeder, mutlaka vaadini yerine getirir. Kâinatta hiçbir kuvvet, Allah'ın vaadini yerine getirmesine mani olamaz. Şeytan da vaadeder ama hiçbir zaman yerine getirmez ve bu da umurunda bile değildir. Allahû Tealâ cehennemden bir kesit veriyor Kur'ân-ı Kerim'de. Diyor ki:

14/İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe vaadekum va’del hakkı ve vaadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrihiyy(musrihiyye), innî kefertu bi mâ eşraktumûni min kabl(kablu), innez zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).
Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”
İblis, insanlara vaadde bulunmuş, yerine de getirmemiş. Getirmek mecburiyetinde de görmüyor kendisini. Zaten cehenneme gideceği kesin. Hiçbir şekilde kurtuluşu mümkün değil. O zaman alabildiğine kötülük yaparak cehenneme gitmek istiyor.

Burada sahâbenin mağlubiyete rağmen mü'min olmalarında bir problemleri olmadığını, kalplerinde hâlâ îmânın yazdığını ve ayrıca fazlın sahibi olduğunu da ifade ediyor ki; bu îmânın sahibi olmasının da bir işaretidir, garantisidir; çünkü ancak kişi, nefsinin kalbinde îmân kelimesi varsa, Allah onun kalbine gönderdiği fazlı, kalbinde tespit eder, kalbinin içinde biriktirir. Ve onlara karşı Allahû Tealâ fazl sahibidir; yoksa ne zaman bir insan Allah'ı zikrederse, Allah ona da rahmet ve fazl gönderir. Ama kişinin göğsünden kalbine daha yol açılmamıştır. Bu insanlar için Allah'ın fazl sahibi olması söz konusu değildir; çünkü fazl, o insanda hiçbir etki vücuda getirmez. Ama ne zaman ki, mürşidinize ulaştınız; kalbinizin içine îmânı yazdı; o zaman zikir yaptığınızda Allah'tan gelen salâvâtla rahmet ve salâvâtla fazl nurları kalbinizden içeri girer, îmân kelimesinin çekim gücüne kapılan fazllar, nefsinizin kalbindeki karanlıkların yerini, âfetlerin yerini almaya başlar.

Allahû Tealâ sadece mü'minlerin üzerine fazl sahibi olur. Âli İmrân Suresinin 152. âyet-i kerimesi bu açıdan son derece önemli bir âyet-i kerime. Gönderdiği fazl, Allah'ın gönderdiği fazl, sadece mü'minlerde netice verir. Sadece mü'minlerin kalbindeki îmân kelimesi sebebiyle fazıllar, nefsin kalbinde yer tutarlar, nefsin kalbini işgal etmeye başlarlar.
close tefsir menu

ÂLİ İMRÂN Suresi Tefsiri

ÂLİ İMRÂN Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.