Bize Ulaşın | Site Haritası
 Logo

Kuran-ı Kerim Tefsiri

Kelime Kelime Kuran-ı Kerim Lafzı ve Ruhu

 

ÂLİ İMRÂN Suresi 135. Ayet-i Kerime Tefsiri

ÂLİ İMRÂN-135 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: Kişinin nefsine zulmetmesi, günah işleyerek negatif derecat kazanması ile gerçekleşir. Çünkü negatif derecelerin pozitif derecelerden fazla gelmesi durumunda kişi cehenneme gitmeyi hakeder. Sonuçt...
share on facebook  tweet  share on google  print  

ÂLİ İMRÂN Suresi Âyet - 135 Tefsiri

3 - ÂLİ İMRÂN

Alfabetik sure sıralamasına göre sıralı
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)

3/ÂLİ İMRÂN-135

 

وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُواْ فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُواْ أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُواْ اللّهَ فَاسْتَغْفَرُواْ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ وَلَمْ يُصِرُّواْ عَلَى مَا فَعَلُواْ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Vellezîne izâ fealû fâhişeten ev zalemû enfusehum zekerûllâhe festagferû li zunûbihim, ve men yagfiruz zunûbe illâllâhu ve lem yusırrû alâ mâ fealû ve hum ya’lemûn (ya’lemûne).

Ve onlar (takva sahipleri), bir kötülük yaptıkları veya nefslerine zulmettikleri zaman Allah'ı zikrederler, hemen günahları için mağfiret dilerler. Ve Allah'tan başka kim günahları mağfiret eder. Ve onlar, yaptıkları şeylerde (hatalarda), bilerek ısrar etmezler.

1.vellezîne: ve onlar
2.izâ fealû: yaptıkları zaman
3.fâhişeten: kötülük
4.ev zalemû: veya zulmettiler
5.enfuse-hum: nefslerine, kendilerine
6.zekerû allâhe: Allah'ı zikrettiler
7.fe estagferû: o zaman, hemen istiğfar ettiler, mağfiret dilediler
8.li zunûbi-him: kendi günahları için
9.ve men: ve kim
10.yagfiru ez zunûbe: mağfiret eder, bağışlar (günahları sevaba çevirir)
11.illâ allâhu: Allah'tan başka
12.ve lem yusırrû: ve ısrar etmezler
13.alâ mâ fealû: yaptıkları şeyler üzerinde
14.ve hum: ve onlar
15.ya'lemûne: biliyorlar, bilirler
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Kişinin nefsine zulmetmesi, günah işleyerek negatif derecat kazanması ile gerçekleşir. Çünkü negatif derecelerin pozitif derecelerden fazla gelmesi durumunda kişi cehenneme gitmeyi hakeder. Sonuçta gidilen yer cehennem olduğu için, kişi kazandığı negatif dereceler sebebiyle kendi nefsinin cehenneme gitmesine sebep olduğu için nefsine zulmetmektedir. Kişinin nefsine zulüm etmekten kurtulduğu nokta Allah’a ulaşmayı dilediği noktadır. Allahû Tealâ, Allaha ulaşmayı dileyen bu kişiyi 12 ihsanla mürşidine ulaştırır. Mürşidine ulaşıp 12 ihsanla tâbî olan kişinin günahlarını bağışlar.

Allahû Tealâ'nın günahları bağışlaması, sadece Allah'a ait olan bir olgudur. Allah'tan başka, hiç kimse günah bağışlamak yetkisinin sahibi değildir.

Allahû Tealâ'nın, günahları sevaba çevirmesi mağfirettir. Allahû Tealâ diyor ki:

4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
Mağfiret, sahâbenin talebi üzerine Allahû Tealâ'nın onların günahlarını affetmesi; Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘in talebi üzerine bir defa daha affetmesi yani sevaba çevirmesidir. Furkân-70, bunu son derece açık bir biçimde ortaya koyuyor. Ve Allah'a ulaşmayı dileyen insanların mükâfatları, tabiatıyla cennettir.

25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).
Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız.