Sure sec
ÂLİ İMRÂN-110 Tefsiri

ÂLİ İMRÂN Suresi 110. Ayet-i Kerime Tefsiri

ÂLİ İMRÂN-110 Kuran Meali ve Açıklamalı Tefsiri: 9/TEVBE-100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebede...
share on facebook  tweet  share on google  print  

ÂLİ İMRÂN Suresi Âyet - 110 Tefsiri

 

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم مِّنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ

Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne).

Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.

1.kuntum: siz oldunuz
2.hayra ummetin: hayırlı ümmet, topluluk
3.uhricet: çıkarıldınız
4.li en nâsi: insanlar için
5.te'murûne: emredersiniz
6.bi el ma'rûfi: irfan ile
7.ve tenhevne: ve nehyedersiniz, men edersiniz
8.an-il munkeri: münkerden, kötülükten
9.ve tu'minûne bi allâhi: ve Allah'a îmân edersiniz
10.ve lev âmene: ve eğer îmân etselerdi
11.ehlu el kitâbi: kitap ehli, kitap sahipleri
12.le kâne: elbette olurdu
13.hayran: hayırlı
14.lehum: onlar için
15.min-hum: onlardan
16.el mu'minûne: îmân edenler, mü'minler
17.ve ekseru-hum: ve onların çoğu
18.el fâsikûne: fâsıklar, fıska düşenler
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
9/TEVBE-100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
İster ensar ister muhacirîn olsun, iki gruba da tâbî olunmuş, iki grup da mürşid olma şerefine ermişlerdir. "Hayırlı bir ümmet olmak" böyle gerçekleşmiştir. Bu hayrın muhtevası ma'ruf ile emretmek, münkerden alıkoymaktır.

Öyleyse bütün sahâbe irşad makamının sahipleriydi. İrşad makamının sahiplerinin iki temel vasfı: hayırla emretmek, münkerden nehyetmektir. Böylece onların derecat kazanmalarına sebebiyet vermek ama derecat kaybetmelerine mani olmaktır.

Bu, iki ayrı cepheden incelenmesi gereken bir konudur. Münkerden alıkoymak, nasıl bir olgudur?

Ne zaman bir kişi mürşidine ulaşırsa, önünde diz çöküp tövbe ettikten sonra nefs tezkiyesine başlar. Nefs tezkiyesi boyunca kişinin nefsindeki afetler adım adım azalır. Bu azalma stratejisi içerisinde, kişi devamlı münkerden nehyolunacaktır. Yani nefsindeki afetler azaldıkça, ruhunun hasletleri gelip faziletler adıyla oraya yerleşecektir. Faziletler yerleştikçe kişi hep hayra dönük işler yapacaktır. Şerre dönük işlerinin oranı giderek azalacaktır.

Böyle bir dizaynı yerli yerine oturttuğumuz zaman, dünya üzerindeki aksiyonları itibariyle, sahâbe, kendine tâbî olan tâbiine güzel davranışlarda bulunmalarını, namaz kılmalarını, oruç tutmalarını, zekât vermelerini ve özellikle zikir yapmalarını emretmişlerdir. Onlar da bunları gerçekleştirmişlerdir. Böylece sahâbe onları hayra davet etmiş ve hayra ulaştırmıştır. Aynı zamanda sahâbe onların yasakları işlemesine de mani olacak emirleri vermiş ve onlar böylece yasakları da işlemekten men olunmuşlardır.

Sahâbe dünya üzerindeki işlemler itibariyle, tâbiine tebligatta bulunarak negatif şeylerden, günahlardan ve şerden, münkerden men etmiştir. Onların o kötü işlemleri yapmalarına mani olarak, onlara derecat kazandırmışlardır. Bir taraftandan da herbir tâbiin, tâbî olduğu andan itibaren nefs tezkiyesine başladığı için, kötülükleri otomatik olarak azaltan bir mekanizmanın sahibi olmuşlardır. Nefslerindeki afetler azaldıkça, tabiatıyla kötülükten de nehyedilmişlerdir.

Sahâbe gibi kitap ehlinden de bir kısmı Allah'a ulaşmayı diledikleri için mü'min olmak şerefine ermişler ama çoğu tâbî olmamıştır. Kendi mürşidlerine de tâbî olmadıkları cihetle kalpleri karanlıkta kalmış, küfür ehli olmuşlardır.

Mü'min, önce Allahû Tealâ'ya ulaşmayı diler, daha sonra mürşidine ulaşır, önünde diz çöküp tövbe eder, Allah kalbinin içine îmânı yazar ve kişi hak mü'min olur.

Bu tarz bir tâbiiyetle hristiyanlardan ve yahudilerden az bir kısım mü'min olmak şerefine ermişlerdir. Hz. İsa'dan Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘in devrine gelinceye kadar birbirlerinden almak suretiyle devam ettirdikleri güzellikleri yaşayanlar vardır. Her iki tarafta da küçük gruplar İslâm'ı yaşıyor. Geri kalan büyük topluluk ne yazık ki İslâm şerefinden mahrumlar.

Nasıl bugün Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbenin yaşadığı hayatı yaşayanlar varsa, o zamanda da Hz. Musa'dan itibaren tâbiiyet yoluyla Peygamber Efendimiz (S.A.V) devrinde yaşayanlara kadar ulaşan, Allah'ın emirlerine itaat etmek, yasak ettiği emirleri işlememek ve Allah'a teslim olmak keyfiyeti hep devam etmiştir.
close tefsir menu

ÂLİ İMRÂN Suresi Tefsiri

ÂLİ İMRÂN Suresi için tefsir sayfalarına ve âyet kelime sözlüğüne ulaşmak istediğiniz âyeti seçiniz.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200
close tefsir menu
Sponsor Bağlantı
Neden sponsor bağlantı var?
Çünkü KuranTefsiri.com aylık iki milyondan fazla ziyaretçiye hizmet sunuyor. Bu ziyaretleri kesintisiz ve yüksek hızda karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğumuz çok yüksek bant genişliği (bandwidth) nedeniyle KuranTefsiri.com artık bağımsız bir web sunucusunda çalışıyor.
Online sipariş verebilirsiniz
Kuran Tefsiri
İmam İskender Ali Mihr'e ait Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu isimli 19 cilt 8536 sayfadan oluşan Kuran Tefsirini Mihr Yayınları adresimizden online olarak sipariş verebilirsiniz.